İçeriğe geç

O, bunları göstermeyi hedeflemişti ve şimdi de gösteriyordu. Artık güven, yavaş yavaş Mekke’den Medine’ye doğru kayıyor ve O’nun ufuklarında tülleniyordu. Çünkü Emin oradaydı. Emin, bir zamanlar Mekke’nin kadrini bilemediği “el-Emin” ve bizim “Muhammedün Resûlullah es-Sadıku’l-va’di’l-Emin” dediğimiz Emin artık Medine’de idi. Emniyet, eminin yanında olur. Çöl insanı böyle düşünüyor ve Medine’ye doğru kayıyordu…

Hususiyle son zamanlarda, Kureyş, bütün bütün gücünü yitirmiş, onlara hiçbir güven veremiyordu. Başkalarına güven vermek şöyle dursun kendi kervanları bile tehdit altındaydı. Bu mülâhazalar, müşrik çevrede sürekli çözülmeler meydana getiriyordu. Bunları gördükçe Mekkeliler, öfkeden patlayacak hâle geliyorlardı.

c. Vaktinden Önce Yakalamak Önemliydi

Düşmanı kızdırmak, canını sıkmak, vakitsiz, erken harekete sevketmek için önemli bir meseledir. Size yeni olmuş bir hâdiseyi arz edeyim:

Bana birkaç defa sordular, “Türkistan, Özbekistan, Gürcistan, Dağıstan gibi ülkelerde hareket var. Kırım’da bir ölçüde yine hareketler var. Bu hareketler nebilerin vaadinde, velilerin yâdında, güvercinin kanadında ve ahir zamanda beklediğimiz o mutlu günler midir acaba? Ona doğru mu gidiliyor? Yani esir milletler hürriyetlerini, hak ve hukuklarını elde edebilecekler mi?”

Doğru ona doğru gidiliyor fakat, şu andaki hareketlerin bazılarını senarize edip sahneye koyan, hasımlarımızdır. Evet, oralarda, bizim soydaşlarımıza, bizim dindaşlarımıza, bizim eski kardeşlerimize ait hareketler hep başkaları tarafından planlanıyor. Çünkü biz henüz oralarda yumurtanın içinde civciv veya tavuğun altında yumurta gibiyiz. Üç-beş tane çapulcuyu tahrik ederek sokak hareketine zorlayacaklar ve arkadan da mekanize birliklerini üzerimize sürecekler ve daha yavru iken başımızı ezecekler. Zira Gürcistan’dan üç-beş sergerdan Bulgaristan’a gitti. Şumnu’da göründü, Sofya’da göründü ve şöyle dediler: “Biz Rusya’da başkaldırdık ve bir kısım haklar kopardık, başkaldırın, hak koparın!”

188