İçeriğe geç

Artık çöl, emin kim, emniyet nerede bunu ayân beyan görüyordu. Evet, “Emin” şimdi beled-i emin olan, Medine’de oturuyor.. ve efendilik de Kureyş’in elinden, Medine’deki Kureyş’in efendisinin eline geçiyordu. O, Kureyş’in de efendisiydi. Benî Haşim’in de, topyekün insanlığın da, bütün bir varlığın da… O’nun yaratılışı varlığın ille-i gayesiydi. Ve لَوْلَاكَ مَا خَلَقْتُ الْأَفْلَاكَ“Olmasaydın, kâinatı yaratmazdım.”66 yüksek pâyesiyle taçlanmıştı. Hadis kriterlerine takılan bu söz, o noktada vize alamasa da, mânânın vâkıa mutabakatı cevazıyla, her zaman beyan iklimlerinde serbest dolaşabilir.

Evet, O olmasaydı kâinatın mânâsı anlaşılmayacaktı. Eşyanın hakikatine nüfuz edemeyecektik. Dünya nedir, ukbâ nedir bilinemeyecek.. vicdan nedir, insan nedir anlaşılamayacak ve dünya bir mâtemhaneden farksız olacaktı. Her ölen bizi ağlatacak ve her ızdırablı hâdise, bir tortu gibi sinelerimize çökecekti. Biz karanlıklardan kurtulup aydınlıklara uyanmayı O’nun sayesinde öğrendik. Şu kendi özüne bakan yönleriyle Cehennem Cehennem üstüne dünyayı, O’nun vasıtası ile Cennetler gibi gördük. İmanın dünyada dahi bir Cennet hayatı vaadettiğini O’nun nurlu beyanlarıyla öğrendik. İman eden herkesin, kalbinde Cennet nüvesi taşıdığını ve Cennetlere uyanmak suretiyle dünyayı dahi Cennet hâline getireceğini hep O’ndan öğrendik. Öğrendik ve huzura erdik.. zikirlerle, Allah’ı (celle celâluhu) anmakla kalblerin itminana kavuşacağına O’nunla uyandık ve أَلَا بِذِكْرِ اللّٰهِ تَطْمَئِنُّ الْقُلُوبُ“Biliniz ki kalbler, ancak, Allah’ı anmakla itminana ulaşır.”67 gerçeğine ulaştık.. evet, maddî refahla değil, para bolluğuyla değil, hanla apartmanla değil, yazlık-kışlık villalarla değil; imanla, vicdan huzuruyla, insanî değerlere karşı saygılı yaşamakla, itminanla kalbler oturaklaşır, arzular biter, istekler diner. Yoksa bütün dünya bir insana verilse, yine gamı, kederi dinmez. Bu hususların bütününde biricik muallimimiz O’dur.

191