İçeriğe geç

İşte, bütün bu maksatları tahakkuk ettirmek için Allah Resûlü, daha hicret buyurur buyurmaz, ilk yıldırım harekâtı emrini, yanına yüz kişi de katarak Hz. Hamza’ya (radıyallâhu anh) vermişti. O günlerde Allah Resûlü, çölde öyle bir haber ağı kurmuştu ki, kuş uçsa O’nun haberi olurdu. O günlerde içinde, pek çok muhacir malının da bulunduğu bir kervan, yeni Medinelilerin gözünün içine baka baka yakın bir yerden geçiyordu. Seyyidina Hz. Hamza (radıyallâhu anh), düşmanın gözüne bilinenden çok farklı göründü.. kimsenin burnunu kanatmadı ama, düşmanın kalbine korku saldı ve onları felç etti.. öyle ki, arkalarına bakmadan kaçtılar..50 onlar çölde kaçadursunlar, köylü-kentli herkes onlara bakıyor şöyle düşünüyordu: Demek, Mekkeliler artık değişik bir kuvveti, bir gücü de kabulleniyorlar.

Bu ruh hâletinin, insanların gönlünde nasıl bir tesir yapacağı tariften vârestedir. Mekkeli, bu hareketlerin hemen hepsinde çareyi kaçmada buluyordu. Mekkeli kaçarken, Müslüman da onu kovalarken, etraf da mütehayyir, şaşkın, hayret içinde, ne yapacağını bilemeyen ve kaderdenk çizgisinde bulunan kimselerin bulundukları kefeye Hz. Muhammed Mustafa (sallallâhu aleyhi ve sellem) yumruğunu bütün şiddetiyle indiriyor ve o kombinezonu, kendi hesabına değerlendiriyordu. Halkta yaygın kanaat şu merkezde idi: Demek ki müşriklere bundan sonra kaçmak düşüyor.

Evet, Hz. Muhammed Mustafa (sallallâhu aleyhi ve sellem) iyi bir erkân-ı harp olarak hasımlarını kovalıyor ve bu mânâ, bu ruh ortadakileri büyülüyor ve tesiri altına alıyordu. Her gün gönüller, İslâmiyet’e karşı daha da yumuşuyor.. ve değişik kabilelerden fevç fevç İslâm’a dehalet oluyordu. Yollar artık emniyet altına alınmış, İslâm güç ve kuvvetini göstermiş, hak temsil edilirken, ihtiyaç duyulan güç ortaya çıkmış ve herkes şimdi biraz daha farklı düşünüyordu.

179