Şimdi size soruyorum: Sadece bu netice için dahi olsa cihad yapmak gerekmez mi? Evet, bunlar için yola da çıkılır, cihad da yapılır ki; Allah Resûlü de bundan dolayı hep o yolda idi.
Bu arîz ve amîk mevzuu, cihad konusunu müstakillen işlediğimiz bir kitapçıkta3 tahlil etmiştik.. ona havale edip geçiyorum.
Efendimiz, Mekke döneminde kat’iyen maddî mukabele ve maddî mücadelede bulunmamıştı. Etrafını alan insanlara hep sükûnet, temkin ve sabır tavsiye buyurdu. Bu dönemde sadece Kur’ân’ın elmas düsturlarını kullandı. 14 sene, sinelere girip, gönülleri fethetmeye çalıştı. Evet, Efendimiz, o kömürü elmas, taşı toprağı altın yapan mübarek sözleri ile Mekke’de tam 13 sene, “Dövene elsiz, sövene dilsiz ve İslâm yolunda gönülsüz gerek.” dedi. Kandan irinden deryaları geçmeye çalıştı. Gözünün önünde insanlar öldürülüyor, dövülüyor, tartaklanıyor, O, kendi büyük sıkıntılarıyla beraber bunları da sinesine çekiyordu. Meselâ; Âl-i Yâsir mezbahada kesilir gibi kesilip biçilirken yanlarından geçiyor, sadece صَبْرًا يَا اٰلَ يَاسِرٍ فَإِنَّ مَوْعِدَكُمُ الْجَنَّةُ“Ey Âl-i Yâsir, sabır! Neticede varacağınız yer Cennet’tir.”4 diyebiliyordu.