İçeriğe geç

Bunun önemli bir sebebi sizin, süper güçler karşısında ve devletler muvazenesinde ağırlığınızın olmamasıdır. Hâlbuki, Allah (celle celâluhu) şöyle buyurmaktadır: وَلَنْ يَجْعَلَ اللّٰهُ لِلْكَافِرِينَ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ سَبِيلًا“Allah, kat’iyen kâfirlerin mü’minler üzerinde sulta kurmalarına yol vermez.”22 Yani yol yoktur ki, kâfir mü’minden üstün olsun, mü’minin üstünde olsun. Bir hıristiyan, bir yahudi veya bir hıristiyan ve yahudi topluluğu, bir putperest topluluğu, bir ateist ve komünist topluluğu, bir kapitalist topluluğu asla Müslümanlara hâkim olmamalıdırlar.. gerçek Müslümanlara zaten olamamışlardır. Zira Allah (celle celâluhu) buna kat’iyen razı değildir. Sanki, Cenâb-ı Hak: “Ben onlara bu kapıları kapadım.” demektedir.

Mü’min, başkasının baskısı altında yaşayamaz, Allah’tan (celle celâluhu) başkasına dayanarak sarmaşık gibi hayat sürdüremez. Zaten mü’mine, başkasının payandasıyla ayakta durmak yakışmaz. Mü’min, zulüm kedilerinin elinde bir fare hâline getirilemez.

Evet, ferden olsun, topluluk ve milletler hâlinde olsun, mü’minler, üstün hususiyetleri olan kimselerdir.. ve onlar hep üstte kalmalıdırlar. İşte Resûlullah, ümmetine bu hedefi göstermiş ve: “Sizin için yükselmenin sınırı yoktur, tutacağınız zirve de işte budur.” demiştir. Yeryüzünde bu ölçüde gücü elinizde tutmadığınız zaman sizi ezerler. Ebû Dâvûd ve Ahmed İbn Hanbel’in naklettiği hadisin ifadesiyle: “Başınıza üşüşür, ağzınızdaki lokmayı alır ve sizin sofranıza iştirak ederler.”23

Yani, sofraya üşüşüyor gibi, Allah’ın (celle celâluhu) size bahşettiği nimetlere üşüşürler.

İsterseniz günümüz itibarıyla, “Kerkük’teki, Dağıstan’daki, Suriye’deki, Libya’daki, Mısır’daki petrol ve başka cevherlere konmak için dört bir yandan üzerinize üşüşürler.” diyebilirsiniz.

161