İçeriğe geç

O, kılıç peygamberi olduğu içindir ki, Allah (celle celâluhu) O’na, Kur’ân’ın diliyle harp teknik ve stratejisini talim buyurmuştur. Bir âyet O’na şöyle demektedir:

إِنَّ اللّٰهَ يُحِبُّ الَّذِينَ يُقَاتِلُونَ فِي سَبِيلِهِ صَفًّا كَأَنَّهُم بُنْيَانٌ مَرْصُوصٌ

“Şüphesiz Allah, Kendi uğrunda, kenetlenmiş bir duvar gibi, saf hâlinde savaşanları sever.”27

Birbiriyle kaynaşmış, bütünleşmiş böyle bir saf tertibi, düşmanın yarıp geçmesine karşı en metanetli bir siper.. ve o güne göre en mükemmel bir sıralanış şeklidir. Evet, fertler birbirine bu denli kenetlenmelidir ki, birlik ve beraberlikleri, düşmana ayrı bir korku kaynağı olabilsin!. İşte Efendimiz, bu şekildeki harp tekniğini bizzat Cenâb-ı Hak’tan öğrenmiş ve birçok muharebede bu tekniği kullanmış ve başarıya ulaşmıştır.

Bu husus üzerinde Kur’ân ve Sünnet, o kadar hassasiyetle durur ki, bu mevzuda her gevşeklik gösteren mutlaka hırpalanır. Evet, eğer bize cephede düşmanlarla hesaplaşma görünüyorsa gevşeklik olmamalıdır:

يَۤا أَيُّهَا الَّذِينَ اٰمَنُوا مَا لَكُمْ إِذَا قِيلَ لَكُمُ انْفِرُوا فِي سَبِيلِ اللّٰهِ اثَّاقَلْتُمْ إِلَى الْأَرْضِ أَرَضِيتُمْ بِالْحَيَاةِ الدُّنْيَا مِنَ الْاٰخِرَةِ فَمَا مَتَاعُ الْحَيَاةِ الدُّنْيَا فِي الْاٰخِرَةِ إِلَّا قَلِيلٌ

“Ey iman edenler! Size ne oldu ki, ‘Allah yolunda savaşa çıkın.’ dendiği zaman olduğunuz yere kakılıp kaldınız? Ahireti bırakıp dünya hayatına mı razı oldunuz? Oysa dünya hayatının geçimi ahirete göre pek az bir şeydir.”

إِلَّا تَنْفِرُوا يُعَذِّبْكُمْ عَذَابًا أَلِيمًا وَيَسْتَبْدِلْ قَوْمًا غَيْرَكُمْ وَلَا تَضُرُّوهُ شَيْئًا وَاللّٰهُ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ

“Çıkmazsanız, Allah size can yakıcı azapla azap eder ve yerinize başka bir millet getirir. O’na bir şey de yapamazsınız. Allah her şeye kadirdir.”

164