Bu yüce misyonun temsilcileri olup olmadığımızı, dünyevî herhangi bir beklentimiz bulunup bulunmadığını?. Bir zamanlar peygamberler, asfiya ve evliya ile temsil edilen Kur’ân’ın ruhunu etraf-ı âleme tam aksettirip aksettiremediğimizi?.. Bir kere daha gözden geçirelim ve ilim, irfan istikametinde açılmış bütün müesseselerdeki çalışmaları yeniden mercek altına alıp bir kere daha samimiyetimizin derecesini, kontrol edelim.
Başınızı ağrıttığımın farkındayım.. zehir zemberek şeyler söyledim, şuurundayım. Belki bazılarınız içinizden geçiriyordur: Keşke gelmeseydin de bu acı şeyleri söylemeseydin.. haklı olabilirsiniz ama başta söylemiştim, size karşı mahcup olmamak için geldim. Samimî miyim, değil miyim, bu, ötede belli olacak. Ben kendimi hep Cehennem’in kenarına kadar getirilmiş ve ardından bir tekme yiyip, gayyâya yuvarlanmış birisi gibi görmüşümdür. Evet, yıllardan beri ben kendimi hep bu insan gibi gördüm ve ilâhî inayet imdadıma yetişmezse, kurtulmam mümkün değil düşüncesini taşıdım. Siz kendinize ne nazar ile bakarsanız bakın, o beni hiç alâkadar etmez. Ancak ben burada, muhasebenize, murâkabenize esas teşkil edebilecek şeyleri arz etmeye çalışıyorum.