Üçüncü Bölüm Perspektif
Bir ölçüde iman ve Kur’ân’a hizmet yolunda bulunan bahadırların değişik şekilde sıkıntılar çekmesi karşısında, “Benim de her gün doğum sancısı misillü değişik sıkıntılara katlanmam gerek.” diye nefsimi ikna etmeye çalışıyorum. Fakat neylersin ki; etten-kemikteniz ve değişik duygularla, düşüncelerle örgülenmiş bir varlığız.
İşte böyle bir mahiyete sahip olması itibarıyla insan, düşmanlardan gelen her türlü eza, cefa ve sıkıntıya katlanıyor da –yakından tanıyanlar buna şahittir– fakat aynı şekilde eza ve cefada bulunan, su diye zehir sunan dostları kabullenmekte oldukça zorlanıyor. Ama buna rağmen, böylesi dostlara eğer hakkım varsa, yerden göğe kadar helâl olsun! Uhrevî hayatlarının, dinlerinin, diyanetlerinin kaybına vesile olabilecek her türlü yanlışlıktan Rabbim onları muhafaza buyursun!. Ayaklarını kaydırmasın… Evet, bana çektirenlere hakkımı helâl ediyorum. “Rabbim onlara da çektirmesin.” diyorum. Aksi hâlde elimde olmadan, içten bile intizar etsem, Rabbim’in karşılık vereceğinden korkuyorum. Onun için geçenlerde bana çektiren hem de çok çektiren birine “Rica ederim, bana içten bile olsa intizar ettirmeyin…” derken, birden çocukları gözümün önünde tüllendi, ödüm koptu. Ben, aslında, bir karıncanın helâya düşüp ölmesi karşısında üzüntüsünü aşamayan bir insanım. Kaldı ki canım gibi sevdiğim çocuklar…
Evet, Allah’ın bunca lütfu, ihsanı içinde herkes bir şeylere katlanıyorsa ve çekilen bu sıkıntılar neticesi çeşit çeşit doğumlar oluyorsa, bizim de bunca sıkıntıdan bir hissemiz olması lâzım.. lâzım ama keşke bu dostların eliyle olmasa… Her ne ise.. siz de çok dua edin, Allah kalblerimizi telif buyursun. Kâfirce sıfatların gönlümüzde yer etmesine imkân ve fırsat vermesin. Bize güç-kuvvet lütfedip, Yunusvârî “Dövene elsiz, sövene dilsiz ve elli defa gönlümüzü kırsalar bile gönülsüz” yaşama gücünü ihsan buyursun.