İçeriğe geç

Benim yukarıda arz etmeye çalıştığım husus, biraz da bu yumuşak ve müdebbir insanlarla alâkalı. Şöyle arz edeyim; ben yaklaşık 20 yaşımdan beri bir kısım insanlardan sürekli çekiyorum. Takipler, mahkemeler, hapishaneler, sinip-görünmemeler… vs. Bu süre içinde bunlardan dolayı ağladığımı hiç hatırlamıyorum; ama bazı dostlardan ve iyilik ettiğimiz kimselerin muamelelerinden dolayı çok ağladım. Hatta onlardan ağladığım kadar, Allah rızası için ağlayabilseydim, zannediyorum o gözyaşları milletin Cennet’e gitmesine bile yeterdi.

Her neyse, bunları unutalım. Unutmakla kalmayıp hiçbir şey olmamış gibi bir tavır ve davranış içinde olalım. Eski hatıraları çağrıştıracak hâdiseler zuhur ettiğinde, bir kere daha “Yâ Sabûr!” diyerek, bir “Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh.”8 çekip, Rabb-i Rahimimiz’e ilticada bulunalım.

Şikâyet – 1

Cenâb-ı Hakk’ın bizlere ihsan buyurduğu bunca lütuflar karşısında birlik ve beraberlik içinde bulunmamız şarttır ve elzemdir. Kaldı ki bizim birlik ve beraberliğimiz Allah’ın yeni yeni lütuf ve ihsanlarına sebep olacaktır. Ama ben görüyorum ki bazı arkadaşlarımız birbirleriyle geçinemiyor, uyum içinde hareket edemiyor, suizanlara, gıybetlere, şikâyetlere giriyor. Bu hususta sırasıyla bazı ölçüler vermek istiyorum:

1. Başta da beyan ettiğim gibi, her şeye rağmen “Hakk’ın hatırı âlîdir.”9 deyip, dirlik ve düzenimizi bozacak bu kabîl şeylerden olabildiğince kaçınmak. Üstad Hazretleri’nin “Zamanımızda münakaşa eden, haklı dahi olsa haksızdır.”10 veciz beyanını hayat düsturu yapmak.

2. Şikâyet mevzuu yapılacak problem hayatî ehemmiyeti olmayıp zamanla aşılabilecek cinsten ise setretmek ve sabretmek.

62