Elden ne gelir? İnsan bu. Elbette, 70’ine, 80’ine ulaştığı hâlde genç kalanların yanında ihtiyarlayanlar da olacak.. ve tabiî önümüzdeki yıllarda toplum çapında yaşanacak imtihanlarla elenen birçok insan da olacak. Bunların birçoğu safvetini, sadeliğini kaybedecek. Allah ile olan irtibatı önemsemeyecek. Dünyevî hazlar ve zevkler adına kendini salıverecek.. ve kimileri tamaha, kimileri tenperverliğe, kimileri şöhrete, kimileri riyaya, kimileri haneperestliğe, çoluk çocuk sevdasına, mal-mülk-menal arzusuna kapılacak.. ve pek tabiî ki kimileri de başlangıçtaki inanç, azim ve gayretiyle yoluna devam edecek.
Rabbim, lütfedip başlattığı bu dönemi, bir kısım ihtiyarların (!) zayıf omuzlarına bırakmasın.. ve bu işi, yaşlansa bile genç kalanların omuzlarında bayraklaştırsın!. Bizleri de takılıp yollarda kalanlardan eylemesin!
“Bunları niye söyledin, güllerden bahsetmek varken dikenlere destan tutmanın mânâsı neydi?” diyebilirsiniz. Müsaade edin, bunu ben ledünnî hislerimle baş başa kaldığım zaman kendi murakabe ve muhakemelerim içinde ele alayım…
Yine, “Seni bu denli korkutan nedir? Hem korkmak senin hakkın mı, korkmak gerçekten Allah’a inanan, Allah’a imanda derinleşen ve o has kurbeti paylaşan insanların işi değil mi?” diyebilirsiniz? Haklısınız, ama, müsaade edin de bunları ben, kendi dünyamda düşüneyim. Ve bu düşüncelerimi dile getirmekle sizleri rencide etmeyeyim. Aslında ben, temel düşüncelerim itibarıyla böyle şeylerden hep uzak kalmaya çalıştım, ümit konuştum, ümit yazdım, ümit deyip ağladım, ümit deyip inledim. Ama gel gör ki, bunlar da oluyor. Başınızı ağrıttım. Allah’ın üzerinizde olan lütufları aşkına beni bağışlayın!
* * *