İçeriğe geç

Evet, bizler düşmanla yaka-paça olmuş, kim bilir kaç defa ölümle burun buruna gelmiş, öldürücü yaralar almış ve sonunda ganimetten hissesine düşen pay verilirken onu reddedip, “Ben bunun için Müslüman olmadım; Müslüman oldum ki şuradan bir ok yiyip şehit olayım.”77 diyen sahabînin civanmertliğini gösterebiliyor muyuz? “Ben maaş için bu davayı benimsememiştim. Yapmayın Allah aşkına! Bana kastınız, garazınız mı var? Ahirette beklediğim şeyleri dünyada vermek suretiyle beni mahv u perişan mı etmek istiyorsunuz?” diyebiliyor muyuz? Ben böyle desem ve ardından sorsam, “Kaç insan var, bu soru karşısında, ‘Ben varım!’ diyebilecek?..” Belki hepiniz bu soru karşısında parmak kaldırıp ve “Ben varım!” diyebilirsiniz; ancak ben öyle demeyecek, soruyu soracak, sonra da üç nokta koyarak cevabı vicdanlarınıza havale edeceğim. Var olduğuna, hüşyar olduğuna, imanla meşbu’ bulunduğuna inandığım vicdanlarınıza! Ve vicdanlarınızın önemli bir rüknü olan latîfe-i rabbâniyenize! Sizin hakkı görmeye hazır hislerinize! Cennet’i kavrama şuurunuza! Bütün bunları aşmada sizin için önemli bir dinamik olan iradenize!

Evet, sorun vicdanlarınıza! Eğer vicdanlarınızdan cevab-ı savap alıyorsanız, geleceğe ümitle bakabiliriz. Bahtınıza düştüm ne olur; yukarıda arz ettiğim sahabî gibi, eline tutuşturulmak istenen ganimet karşısında “Ben bunun için dava insanı olmamıştım!” diyemez misiniz? Diyebiliyorsanız istikbal vaad ediyorsunuz demektir. Yoksa.. evet, yoksa maalesef bir şey demeyeceğim. Eğer mutlaka bir şey demek icap edecekse, “Kendimizi bir kere daha gözden geçirelim.” diyeceğim.

130