İstişare, defalarca önemini arz ettiğimiz bir husus. Müslümanların ve hele hele değişik meslek kuruluşlarında kader birliği etmiş insanların münferit hareket etmeleri, son derece sakıncalıdır. Hatta münferit hareket etme isabetli olsa, hayırla neticelense bile, yine de böyle davranmak, o kuruluş ve kuruma zımnî ve kapalı bir ihanettir. Ben, ölçü müyüm-değil miyim bilemem ama, size bir hususu hatırlatmakta yarar görüyorum; devlet büyüklerinden birisi ile konuşmam-görüşmem bahis mevzuu olduğunda, 50 insan ile konuşur ve istişare eder, ashab-ı ilmin, ashab-ı re’yin görüşlerine başvururum.
Evet, istişareden müstağni kalmamız mümkün değildir. Hele millete, insanlığa hizmet düşüncesi içinde istişare ise değerler üstü değerlere sahiptir. Ben 57 yaşındayım.. bu işin içinde hamurum yoğruldu. Bunca tecrübenin ifade ettiği bir mânâ olabilir. Ama buna rağmen ben, her meseleyi kolektif şuur içinde çözmekten yanayım. Üç aklı, bir akıldan daha üstün görenlerden ve arkadaşlarımın çoğunluğunun hissiyatını, hissiyatıma tercih edenlerdenim. Öyleyse gelin; mutlaka istişare mekanizmasını işletelim. Geleceğin büyük problemlerini o çarkın içinde öğütelim ve kat’iyen münferit hareket etmeyelim.
* * *
İman ve Kur’ân hizmeti adına “ümit eşiğini aşarken” belli ölçüde beni rahatsız eden bir husustan bahsedeceğim. “Belli ölçüde” tabirini bilerek kullandım. Zira, içinde bulunduğumuz zaman ve mekân diliminde, Allah’ın bunca lütuf ve ihsanlarını görmezlikten gelmek, O’na karşı bir nankörlüktür ve bir saygısızlıktır. Sizin yaptığınız çalışmaları, fedakârlıkları görmeme demektir. Doğrusu ben, Allah’a ve size karşı böyle bir saygısızlıkta bulunmak istemem. Ama yine de endişelerimi dile getirecek bir kısım kaygılarımdan bahsedeceğim.