İçeriğe geç

Aslında bunları sizlere intikal ettirmekle, bir hususa dikkatlerinizi çekmek istiyorum: Dün bu ülke insanlarının zihinlerinde, hususiyle de misallerde göstermeye çalıştığım kitle arasında, öyle bir Müslüman imajı uyarılmıştı ki, aman Allahım, tavsif etmeye diller varmıyor. Ama şimdi, Allah’ın bir lütfu olarak, o korkutucu imaj neredeyse bütünüyle silindi. Artık şimdilerde elit tabaka, aydın kitle arasında İslâm’ı ve Müslümanları kabullenmeler gayet tabiî kabul edilmekte. Zannediyorum, Türkiye’nin bu seviyeye gelmesinde, bu adanmış ruhların rolü çok büyük olmuştur. Evet, içtimaî hayatın bütün ünitelerinde gerçekleştirdiği faaliyetlerin, giyimden kuşama, ilimden spora varıncaya kadar, onların estirdiği genel havanın, bu neticenin elde edilmesindeki rolü inkâr edilemez. Zira eskiden herkesi kucaklayacağız deniyor ama aksi yapılıyordu. Müsamaha deniliyor, bağnazlıklar gösteriliyordu. Sevgi deniyor, yılan gibi ısırmadan geri kalınmıyordu… Bütün bunlar milletin canına yetiyordu ve tabiî herkes birbirine düşman kesiliyorlardı.

Oysa şimdi millet, daha başka beklentilerin içinde. Onun için adanmış ruhlar, bu beklentileri boşa çıkartmamalıdırlar. Öyle ki millet, gerçekten yaşatma zevkiyle, yaşamadan vazgeçmeyi; onun neşesini, zevkini, hazzını ve bu mânâda gerçek hayatı onlarda görmeli ve kendinden geçmelidir. Ayrıca yaşatma sevdalısı bu insanlar, bu kabîl bir hayat tarzında, Süleyman Nazif’in ifadesiyle yüz, iki yüz, üç yüz hatta dört yüz sene ısrar etmeli; endişesi olanlar bu süre içinde, nabızları elli defa tutmalı ve her defasında da aynı şeyi almalılar.

112