İstikameti yakalayabilmenin belki de yegâne yolu, Allah ile irtibattır. Evet, bizim güç kaynağımız, Allah ve O’na olan yakınlığımızdır. Onun için bu hususun hayatımızın hiçbir anında ihmal edilmemesi ve kat’iyen hatırdan çıkarılmaması gerekir.
Ayrıca, her gün gönüllerin kendisine daha derin bir muhabbet ve teveccüh gösterdiği böylesine güzel hizmet anlayışları içine, her zaman hubb-u câh, şöhret arzusu vb. başka başka mülâhazalarla girmek isteyenler olacaktır; bu yol takip edildiği sürece bunlar hasbîlik ve adanmışlık ruhu üzerine kurulu böyle bir hizmet telâkkisi içine girme imkân ve fırsatını bulamayacaklardır. Meselâ siz, ibadet ü taatinizde çok derin olsanız, namazlarınızı uzunca kılsanız, nafile oruçları hiç kaçırmasanız, zannediyorum farklı mülâhazalarla içinize giren insanlar, aranızda uzun zaman barınamayacak, ilk fırsatta sizden ayrılacaklardır. Böylece bir taraftan Allah’la irtibat sağlanırken, öte taraftan da bünye gayet iyi korunmuş olacaktır.
Bakınız, Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem), Hazreti Âişe Validemiz’in beyanına göre ayaklarının altı şişinceye kadar ibadette bulunuyordu. Bir gün, “Allah senin geçmiş ve gelecek günahlarını bağışladı. Neden bu kadar kendini ibadet yolunda zorluyorsun?” sorusuna, O, “Bu lütfu bana bahşeden Allah’a karşı çok şükreden bir kul olmayayım mı?”2 karşılığını vermişti. Bûsîrî de buradan hareketle “Ben o Nebiler Sultanı’nın sünnetine muhalefet ettim; zira O, ayaklarının altı şişinceye kadar geceleri hep ibadet ü taatle ihya ederdi.”3 der.
Şimdi sizler istikameti bir kredi kartı gibi kullanarak, bu ülkede ferdî, ailevî ve millî birçok hizmetlerin gerçekleşmesinde öncü rol oynadınız. Daha doğrusu Allah bunları size lütfetti. Öyleyse bu nimetlere karşı, Allah Resûlü gibi şükretmesini de bilmelisiniz!
Dipnotlar
- 2 Buhârî, teheccüd 6; Müslim, sıfâtü’l-münâfikîn 79-81.
- 3 el-Bûsîrî, Dîvânü’l-Bûsîrî s.239.