Ne yapacağız o zaman? Bence din, vatan, ülkü… deyip ülkelerine hizmet eden ve bunu hayatın her kesimine yayma çabası içinde bulunan bu gruplar, sabır ve güvenle hareket etmeli, yanlış anlamalara meydan verecek şeylerden kaçınmalıdırlar. Böylece bir taraftan bu hayırlı faaliyetlerini hiçbir engel ile karşılaşmadan, daima artan bir hızla devam ettirirler, diğer taraftan da kendilerinden sonra gelecek nesillere iyi bir zemin, müsait bir atmosfer hazırlamış olurlar.
Zevk
Geçenlerde bazı arkadaşlar “Şu içinde yaşadığımız zaman ve mekân diliminde hizmet etmekten çok zevk duyuyoruz.” dediler. Bu sözler, bana أَذْهَبْتُمْ طَيِّبَاتِكُمْ فِي حَيَاتِكُمُ الدُّنْيَا وَاسْتَمْتَعْتُمْ بِهَا فَالْيَوْمَ تُجْزَوْنَ عَذَابَ الْهُونِ بِمَا كُنْتُمْ تَسْتَكْبِرُونَ فِي الْأَرْضِ بِغَيْرِ الْحَقِّ وَبِمَا كُنْتُمْ تَفْسُقُونَ Yani “Dünya hayatınızda bütün güzel şeyleri harcadınız, onların zevkini sürdünüz. Bugün ise yeryüzünde haksız yere büyüklük taslamanızdan ve yoldan çıkmanızdan dolayı alçaltıcı bir azap göreceksiniz.”46 mealiyle vereceğimiz âyeti hatırlattı. Evet, acaba arkadaşların ifade ettiği türden bir zevk duyma, Allah yolunda hizmetten alınacak olan sevabın burada yenip bitirilmesi midir? Dolayısıyla da uhrevî saadet ve uhrevî mutluluğumuz adına aleyhimize olan bir husus mudur? Doğrusu ciddî endişelerim var.
Dipnotlar
- 46 Ahkaf sûresi, 46/20.