Hâsılı, bu müesseselerde çalışan ilk elden vazifeli öğretmenler, rehberler kendilerine teslim edilen nesle 24 saat içinde 25 saat mesai yaparak sahip çıkmalı, maddî-mânevî gelişmelerine riayet etmelidirler.
İniltiler
Bu günlerde çok yaralıyım. Çocukluğumda çok duyduğum “Bayram gelmiş neyime, anam anam garibem.” dilimde vird-i zeban. Âdeta bir çeşit hicran yaşıyor ve hasret solukluyorum. Ne yapayım, benim de kaderim bu! Dine, milletimize hizmet yolunda bulunmanın beni çok çok sevindiren yanları olmuştur; olmuştur ama aynı ölçüde olmasa bile ağlatan yanları, ağlatan hadimleri ve anlayış kıtlığından duyduğum burkuntular da eksik olmamıştır. Çok defa körkütük sağır firasetlere çarpmış, ters yüz olmuş ve kendi fıtratım rağmına hareket etmek zorunda kalmışımdır.. evet işte bütün bunlar benim hicranımdır. Fakat neylersin ve elden ne gelir? İnanın bana, bazen çözüm bekleyen ama çözmekten âciz kaldığımız problemler karşısında oturup bir çocuk gibi ağladığım oluyor.
Sizlerden ricam, Allah’ın üzerinize sağanak sağanak yağan lütufları aşkına, imana, Kur’ân’a hizmet yolunda bulunuyor olmanın gerekleri rağmına hareket etmeyelim. Vazife şuuru ve sorumluluk duygusu içinde Rabbimiz’in yolunda hizmette bulunup her türlü inhirafa karşı kapalı kalmaya çalışalım.
“Rabbin Kimdir, Peygamberin Kimdir..?”
Bir yolculuk münasebetiyle gittiğim hava alanında, günün ölçüleri içinde giyinmiş orta yaşlı iki kadın, beni tanıdılar. Tazim ve saygılarını öyle bir ifade ettiler ki, görseydiniz siz de şaşırırdınız. Yine bir yolculuk esnasında hosteslerden aynı saygıyı görmüş, onların dua talebi ile karşılaşmıştım. Hatta onların ısrarlı istekleri üzerine, kendilerine Dua Mecmuası’nı imzalayıp hediye etmiştim. Son günlerde bunlar ve bunlara çok benzeyen sayısız hâdiseler var ki, hepsi de milletimizin hoşgörüye ne kadar susamış olduğunu göstermektedir.