İçeriğe geç

Her mü’minin her sıfatı mü’min olmayabilir; tıpkı her kâfirin her sıfatının kâfir olmadığı gibi. Yukarıda zikredildiği şekilde davranan insanlar, üzerlerinde kâfir sıfatı taşıyan mü’minlerdir. Fakat bizim sıfat olarak kâfirliği bırakıp mü’minliğe açılmamız lâzımdır. Zira Allah, insanlara, taşıdıkları sıfat ve o sıfatlara göre yaptıkları amelleri nazara alarak muamelede bulunuyor. Ve bence, üzerinde hassasiyetle durulacak mesele de işte budur!

Tekrar ediyorum; mü’min, kâfir sıfatlarının mağlûbu olmamalıdır. Meselâ, düşünmemek, sistemli çalışmamak, vahdeti zedeleyici davranışlar içine girmek, mü’minlere karşı hazımsızca davranmak, küçük küçük meseleleri öne çıkartıp büyütmek, kavga etmek, dedikodu, gıybet ve suizanlara girmek… Evet, bütün bunların hepsi birer kâfir sıfatıdır. Ve bunca kâfir sıfatını üzerinde taşıyan bir insanın ve böylesi insanları bünyesinde barındıran bir müessesenin muvaffak olması kat’iyen düşünülemez.

Ne kadar arzu ederdim, 24 saat hizmet uğrunda ölesiye çalışan; çalışıp muvaffak olan bir arkadaşın, “Allah bana şunları, şunları yaptırdı. Fakat ben, bu işlerin benden olduğunun bilinmesini istemiyorum. Keşke başka bir arkadaşı vitrine koysanız, ben yine aynı şekilde perde arkasında ölesiye çalışsam; çalışsam ama, tembel oturan miskin bir insan gibi görünsem.” demesini. Evet, yıllardan beri günümüz insanından benim beklediğim hep bu oldu. Heyhât! Bunu bulduğumu söylemede biraz zorlanacağım.

45