İçeriğe geç

Ne yapacağız o zaman? Gelin mukaddes tanıdığımız değerler üzerine yemin edelim. Dinimiz üzerine.. çoluk çocuğumuz üzerine.. ailelerimiz üzerine yemin edelim.. Rabbimiz’e en yakın olduğumuz dakikalarda.. gecenin sessizliğinde: “Eğer iftiraka sebebiyet verecek davranışlarda bulunursak, hazımsız davranırsak, gıybet yaparsak, suizanna düşersek; çoluk çocuğumuz, mal ve menalimiz şöyle olsun-böyle olsun!..” diyelim ve söz verelim birbirimize.. el sıkışalım ve kenetlenelim birbirimizle.. ücret esnasında Ali Bey, Veli Bey diyerek kendimizi kenara çekelim ama insanlığa hizmet adına gelen tekliflere de “Başüstüne!” deyip hemen o işi yapmaya koyulalım. O zaman, işte bu ruhun karşısında ne kâfirin gücü ne şeytanın plânı ne ifritlerin dehası ne de nefsin vesvese ve desiselerinin tesirinin kalmadığını göreceğiz.. ve işlerin âhenk içinde yürüdüğünü müşâhede edip, aşk u şevkle yeniden kanatlanacağız.

Aslında bugünkü olumsuzluklar devam ettiği müddetçe, bir yere varmak imkânsızdır. Evet, birbiriyle münasebetlerinde düz bir mü’min olmak pâyesine bile eremeyen insanlarla nereye varılır ki? Böyleleri –korkarım– Cennet’i bile kaybederler…

Son sözüm ve duam: Allah kalblerimizi telif buyursun.. îsâr hasletiyle ruhlarımızı coştursun.. bizi kâmil mü’minler seviyesine çıkartsın.. ve Hazreti Muhammed’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) hakikî ümmet olma şerefiyle serfiraz kılsın!

Yol Azığımız

Yeryüzünde İslâm’ın yücelmesi ve yükselmesi, onu temsil edenlerin istikamet üzere yaşamaları ile mümkündür. Onlar ister bu yolla vilâyet makamına ulaşmayı, ister insanları insanlığın semasına yükseltmeyi, ister bu milleti, devletler muvazenesinde muvazene unsuru olabilecek bir konuma getirmeyi düşünsünler, mutlaka istikamet üzere olmaya fevkalâde özen göstermelidirler. Bu aynı zamanda hedefe varmanın da önemli bir vesilesidir.

46