Evet, bizim için temel ölçü, din ve diyanete, hangi yolla olursa olsun hizmet etmektir. Biz az veya çok bu uğurda katkısı bulunan herkesi, ama herkesi alkışlar, başlarımızı ayaklarının altına kaldırım taşı gibi koyabiliriz. Kaldı ki bu ölçüyü biz koymuyoruz ki?.. Allah ve Resûlü bu hususla alâkalı ölçüyü asırlar önce koymuşlar: “‘Lâ ilâhe illallah, Muhammedün Resûlullah’ diyen herkes, bizim din kardeşimizdir.”63 Ayrıca kabirde Münker-Nekir, “Rabbin kimdir, nebin kimdir, dinin nedir?” diye soracak.64 O sorular arasında falanı filânı kabul etme yoktur. Yani onları kabul etme iman esasları arasında değil. O hâlde ben, ne diye şu ya da bu sebeple beni tasvip etmeyen din kardeşlerime cephe alayım ki?
Hâsılı, herkes mü’min kardeşlerine bakış açısını yeniden ayarlamalı ve çevresine hep rahmet ve merhamet nazarıyla bakmalı. Çünkü hadislerde anlatıldığına göre, Allah’ın o engin rahmeti ahirette öyle tecellî edecektir ki, şeytan bile: “Acaba ben de istifade edebilir miyim?” diye ümide kapılacaktır.65 Şimdi böyle bir rahmet enginliği karşısında, cimrilik yapma ve o cimriliği temsil etme bize yaraşmaz. Hem bize ne? Mülk O’nun, hazine O’nun, kul O’nun.. öyleyse herkes haddini bilmeli…
Dipnotlar
- 63 Bkz.: Buhârî, îmân 17; Müslim, îmân 36.
- 64 Bkz.: Tirmizî, tefsîru sûre (14) 4; Ebû Dâvûd, sünnet 13-14; Ahmed İbn Hanbel, el-Müsned 4/295.
- 65 et-Taberânî, el-Mu’cemü’l-kebîr 3/168; ed-Deylemî, el-Müsned 4/366.