İçeriğe geç

Bu uzun faslı Allah Resûlü ile Zâhir arasında geçen bir hâdise ile bitirelim. Zâhir yüzü çok güzel olmayan, belki sizin yüzüne bakmak istemeyeceğiniz bir insandır. Fakat o, Allah Resûlü’nün çok sevdiği birisidir. Bir gün Nebiler Serveri, Zâhir’i arkadan yakalar ve gözlerini kapatır. Zâhir, soluklarından Hazreti Peygamber’i tanıyınca kendini iyice salıverir. O esnada Allah Resûlü bir latîfe yapar, “Bir kölem var. Satın almak isteyen var mı?” der. Zâhir, “Yâ Resûlallah! Şeklime, şemailime bakınca bana kimse kıymet vermez.” der. Buna karşılık Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), “Sen Allah katında çok şey ifade edersin.”32 buyurur. Evet, kim bilir bizim arkadaşlarımız içinde de Zâhir gibi, dış görünüşü itibarıyla nâhoş, fakat gelecek nesillerin, adlarını bayraklaştıracakları nice insanlar vardır!.

O hâlde “Her geceyi Kadir, her kişiyi Hızır bil.” vecizesinden hareketle, mizaçları bize uymasa da, herkesi kendimizden üstün görmeli, onlarla mutlaka geçinmeli ve kat’iyen aleyhlerinde kelime-i vâhide konuşmamalıyız.

Başlarınızı ağrıtan sözlerime son verirken, çok eski yıllarda belki de aynı duygu ve düşüncelerin beni esir aldığı bir zaman dilimi içinde, önce “Nerdesin?”33 sonra da “Gel!”34 başlıklarını verdiğimiz iki makale kaleme alınmıştı. O makalelelerin tekrar mütalâa ve müzakere edilmesinin faydalı olacağını zannediyorum.

Bir Duanın Bize Bakan Yönü

Hazreti İbrahim, “Bana, sonra gelecekler içinde iyilikle anılmayı nasip eyle!.”35 diye dua etmişti. Allah onun bu duasını kabul buyurdu.

83