Kur’ân, وَأُحْضِرَتِ الْأَنْفُسُ الشُّحَّ“Nefislere, “şuhh” (hırs, mal sevgisi) yerleştirilmiştir.”197 şeklindeki âyetiyle, dünya nimetlerine tamahın, hırsın, cimriliğin insanın mayasına yerleştirildiğini bildirmektedir. Fakat bu duygu, insana, malını koruması ve malıyla mülküyle dünyayı imar etmesi için verilmiştir. Evet, bu duygu, Rabbimiz tarafından takdir buyrulan sınır ve çerçeve içinde değerlendirildiği sürece dünyalar imar olur. İfrat ile sınırını aştığında ise nice ümranların yıkılmasına sebebiyet verir. Dünyaya karşı aşırı hırsları sebebiyle helâk olan geçmiş ümmetlerin durumu dediklerimizi teyit eden birer ibret örneğidir. Bu noktada Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmaktadır:
“Dünya malına karşı hırslı olmaktan sakının. Çünkü sizden öncekiler, bundan dolayı helâk oldular. Mal hırsı onları cimriliğe sevk etti de vermeleri gerekli olanı vermediler; akrabalık bağlarını kesmeye sevk etti de kestiler; yine fısk u fücura, günah işlemeye sevk etti, onlar bunu da yaptılar.”198
Zekâtın emredildiği âyetlerden birinde, خُذْ مِنْ أَمْوَالِهِمْ صَدَقَةً تُطَهِّرُهُمْ وَتُزَكِّيهِمْ بِهَا“Onların mallarından sadaka al ki o sadaka vasıtasıyla onları temizleyesin, kirlerinden arındırasın.”199 ifadesi vardır. Bu âyetten hareketle zekâtın, fakiri kin ve nefret gibi duygulardan, zengini de cimrilik hastalığından temizleyeceğini söylemek mümkündür.
Kazanç içinde başkalarının da hakkının bulunduğu düşüncesini kabul ettiren zekât müessesesi, aynı zamanda insandaki maddeperestlik duygusunu da temizler. Gerçek mülkün sahibini idrakla insana, “Allah’ın mülkünden yine Allah’ın emriyle, O’nun tayin ettiği yerlere veriyorum.” dedirtir ve böylelikle cimrilik fikrini ortadan kaldırır. Bir insandan cimrilik düşüncesinin uzaklaşması ise, onun Allah’a yaklaşmasını, kurtuluşunu netice verir. Zira Allah şöyle buyurur: