İçeriğe geç

Buraya kadar zikrettiklerimiz, faizin haram olmasının hikmetleridir. Mesele bu zikredilenlerle de sınırlı değildir. Burada sayılan ve sayılamayan bütün hikmetlerin ötesinde çok daha önemli bir husus vardır, o da, Allah’ın faizi haram, alışverişi helâl kılmış olmasıdır. Zira bizim hareketlerimize yön verecek olan, bir kısmını bilebildiğimiz, bir kısmını bilemediğimiz hikmetler değil, esas itibarıyla Cenâb-ı Hakk’ın emir veya yasaklarıdır. Çünkü Allah’a karşı vazife ve kulluğumuzun temelinde O’nun emirleri ve yasakları vardır. Dolayısıyla biz, hikmetleri tali derecede düşünür, evvelen ve bizzat Cenab-ı Hakk’ın rızasını, yine O’nun vaz ettiği ahkâmına uyma yoluyla elde etmeyi hedefleriz. İmam Eş’arî’nin anlayışı içinde, Allah’ın yasakladığını çirkin görüp reddeder, O’nun emrettiği ya da mubah kıldığını da güzel görür, sinemize basarız.

Yümün ve bereket vesilesi olan ve aynı zamanda rahmet hazinelerinin çağlayanlar gibi coşup bize doğru akmasına davetiye çıkaran şey, bütün nevileriyle sadakadır. Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyan’ın muciznüma ifadeleri içinde bu denge vurgulanarak, bir tarafta insanı Allah’a yaklaştıran, onu Cennet’e ehil hâle getiren, toplumun diğer fertleriyle diyaloğu temin eden ve insanı şeytandan ve Cehennem’den alabildiğine uzaklaştıran bu hayır müessesesi nazara verilirken; diğer tarafta mü’mini Allah’tan uzaklaştıran, Cennet’le aralarını açan, insanlarla arasına mesafe koyan, ama Cehennem ve şeytana yaklaştıran ribanın çok yönlü zararına dikkat çekilmektedir.

168