Cömertlik, Allah’ın “Cevâd” (Cömert) ismiyle rezonansa geçmenin adıdır. İnsan, yaptığı işlerde ne ölçüde esma-i ilâhiye ile münasebet hâlinde ise, neticede elde ettiği faydalar da aynı nispette olacaktır. Bir hadislerinde Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmaktadır:
“Allah cömerttir, cömert olanı sever, yüksek insani vasıfları sever, süfli huyları sevmez.”194
Kur’ân-ı Kerîm, Allah’tan uzaklığın remzi olan şirk bataklığına sapmışları zikrettiği bir yerde onların ayırıcı sıfatları olarak, ahirete inanmamalarının yanında zekât vermemelerini zikreder:
“Müşriklerin vay haline! Zekât vermez, ahirete de inanmazlar.”195
Vermek Allah ahlâkıdır. Allah ahlâkıyla ahlâklanmak ise, her zaman ve her yerde ayağın daima sağlam zemine basılması demektir.
Demek ki zekât, fakiri zengine yaklaştırdığı gibi zengini de Ganiyy-i Mutlak olan Allah’a yaklaştırmakta, kul ile Rab arasındaki münasebeti de temin etmektedir.
b. Zekât Bir Yatırımdır
Dünya hayatının çalışma, tohum ekme ve çabalama yeri olduğu üzerinde bir nebze durmuştuk. Bütün bunların tastamam karşılığının verileceği yer ise, şüphesiz ahiret âlemidir. Orada Allah’ın şaşmaz ve şaşırtmaz terazileri işleyecek ve herkes burada yaptıklarının karşılığını mutlaka görecektir. Burada hayırlı işler yapıp yümünlü bir hayat sürenler orada hayırlara gark olurken, hep şerrin peşinde dolaşıp şirretliği fazilet sayanlar da şerirlerle beraber Cehennem’in şerarelerinde çığlık çığlık yardım feryatlarında boğulacaklardır. –Öyle bir duruma dûçar olmaktan Rabbim muhafaza buyursun– Kur’ân’ın ifadesiyle;