İçeriğe geç

Toplumun bir tabakası sadece kendi behîmî arzularını tatmin istikametinde müreffeh bir hayat sürerken, diğer yanda fakr u zaruret içinde kıvranan insanların olması, toplumda huzursuzluğun kaynağını oluşturan potansiyel bir tehlikedir. Süslü-püslü vitrinler, çeşit çeşit leziz ve iştah kabartan maddelerle tezyin edilip fakiri yutkunduracak hâlde arz-ı endam ettiğinde, sosyal patlamaların koparacağı gürültü korkunç boyutlara ulaşacaktır. Bir tarafta istediği her şeyi sınırsızca elde etmenin keyfini çıkaran gamsızlar sefa sürerlerken, diğer yanda yiyecek bir parça ekmek bulamayıp başkalarının yuttuğu lokmalarla yutkunanların varlığı, kopacak bu kıyameti haber vermektedir.

Buna bir de iki ucuyla toplumun birbirinden uzaklaşması eklenince, hâdisenin boyutunun daha da büyük olduğu anlaşılacaktır. İslâm’ın, insanların dünyevi ve uhrevi yararına olarak ortaya koyduğu içtimaî prensipler ihmal edildiği sürece bu kavga ve huzursuzluk devam edip gidecektir. Ne zaman ki insanlık, İslâm’ın takdim ettiği çizgiye gelecek ve hareketleriyle kul olduğunu gösterecek, işte o zaman beşerin ağlayan çehresinde tebessümler belirecek ve beklediği huzura kavuşacaktır. Aksi hâlde her iki tarafta odaklaşan kitleler, bir kısım kötü niyetli kimseler tarafından istismar edilerek dejenerasyon bombardımanına maruz bırakılmaya devam edecektir.

176