Zekâtın hem alan hem de veren adına fertlere sağladığı faydaların her biri, aslında topluma da racidir ve azımsanmayacak maslahatları haizdir. Zira toplum, fertlerin huzur ve güveni ile, fertler arasındaki birlik şuurunun tesisi nispetinde huzur bulur. Bu açıdan bakıldığında zekât, zengin ve fakir adına oluşturduğu atmosferle cemiyetteki problemleri halletme adına önemli fonksiyonları yüklenmiş bir ibadet olarak karşımıza çıkmaktadır.
Zekâtın, özellikle toplumu doğrudan ilgilendiren fayda ve maslahatlarını ana hatlarıyla, sınıf kavgalarını önlemesi, orta sınıfı kuvvetlendirmesi, içtimaî bir kısım hastalıkların önünü alması ve toplumu faiz belâsından kurtarması şeklinde özetlemek mümkündür.
1. Sınıf Kavgalarını Önler
Cemiyetteki sosyal dayanışmanın temin ve devamı, kitleler arasında kavgayı körükleyecek boşluklar bırakılmamasına, tabakalar arasında uçurumlar meydana gelmemesine bağlıdır. Yani aristokrat kesim halktan uzak düşmemeli, zenginle fakirin arasındaki bağ kopmamalıdır ki, toplumda kopukluklar yaşanmasın, anarşiye zemin hazırlanmasın. Cemiyetteki sosyal tabakalar arasında bu irtibatı temin eden en önemli dinamik, hiç şüphesiz yardımlaşmanın yaygınlaşmasıdır.
Yardımlaşmanın olmadığı bir cemiyette, tabakalar arasındaki uçurumlar büyüyecek, aşağı tabakadan yukarı tabakaya saygı ve muhabbet yerine kin ve nefret çığlıkları yükselecek; yukarı tabakadan da aşağı tabakaya merhamet ve ihsan yerine zulüm, tahkir ve tahakküm yağacaktır.
Tarihte, sosyal hayatı tabakalara ayırarak yaşamaya çalışan hiçbir devletin, uzun ömürlü bir saadet dönemi göremediğine şahit olmaktayız. Muvakkat bir zaman diliminde nail oldukları zahirî saadetleri ise, genelde kuvvetin disipline edilmesinden kaynaklanmış; sosyal problemler patlama noktasına geldiğinde ise o devlet, tarih sahnesindeki yerini bir başkasına bırakmış, aradığı saadeti bulamama bir tarafa, onun enkazı altında can vermiştir. İnsanlık tarihi, bu tür sosyal hadiseler neticesi yıkılıp gitmiş devletlerin, devletçiklerin mezarlığı gibidir.