2. Allah Resûlü Ve Sahabenin Cömertliği
2. ALLAH RESÛLÜ VE SAHABENİN CÖMERTLİĞİ
A. Efendimiz’in Cömertliği
Kerem veya semahat hissi de diyebileceğimiz cömertlik, İslâm öncesi Araplarında da çok takdir edilen bir hasletti. Hatta cahiliye şiirini incelediğiniz zaman, o devir insanlarının, “Biz, misafirlerimize şu kadar koyun, şu kadar sığır, şu kadar deve kesip ikram ettik.” gibi şeylerle övündüklerini görürsünüz. Hatta onlar arasında cömertlikle maruf öyleleri vardı ki, ad ve unvanları cömertlikle birlikte anılır olmuştu. Mesela Hatem-i Tâî denilince akla cömertlik gelirdi.
Evet, misafire gösterilen cömertçe ikram, onlar için birer övünç vesilesiydi ki, bu hususta kabile ve oymaklar âdeta birbirleriyle yarışırlardı. Tabi bunların hepsinin halisane yapıldığını söylemek zordu. Bazıları, yaptıklarını, riya için, övünmek için, bencillik hesabına yapıyorlardı. İşte cömertlik ve keremin böyle revaçta olduğu bir yer ve zamanda, kerimlerden kerim bir Zat zuhur etti. O’nun keremini görünce herkesin dili tutuldu. Bu kerim Zat, yaptığını sadece Allah için yapıyor, birisine dünyayı bağışlasa, ondan tek kelime ile dahi bahsetmiyordu. Hatta şiirlerinde O’nun cömertliğini anlatan mısralara yer veren şairlerin bu ifadelerini dahi hiç mi hiç kabullenmiyor ve onların sözlerini, Ekremü’l-Ekremîn olan Allah’a izafe ve havale ediyordu.