Medine dönemini en iyi bilenlerden birisi olan Enes İbn Malik (radıyallâhu anh), Resûlullah’ın Medine’ye geldiklerinde irat ettikleri ilk hutbede şöyle buyurduğunu nakleder: “Ey insanlar! Allah, şüphesiz sizin için din olarak İslâm’ı seçti. Öyleyse siz de İslâm’la alâkanızı, cömertlik ve güzel ahlâkla pekiştirin.”71
Aynı zamanda bu sözler, yıllar sonra nazil olacak olan, الْيَوْمَ أَكْمَلْتُ لَكُمْ دِينَكُمْ وَأَتْمَمْتُ عَلَيْكُمْ نِعْمَتِي وَرَضِيتُ لَكُمُ الْإِسْلَامَ دِينًا “Bugün sizin için dininizi ikmal ettim, size olan nimetimi tamamladım ve din olarak sizin için İslâm’dan razı oldum.”72 âyetinin bir nevi müjdesiydi.
Evet, Allah (celle celâluhu), bizim için dini tamamlamış ve nimetini kemale erdirmiştir. Ancak bu, bize vereceği başka nimetler kalmamıştır anlamına gelmez. Rabbimizin bize vereceği daha çok nimetler vardır. Borçlu olduğu için değil, Kerim olduğu ve vermeyi vaat ettiği için ihsan buyuracağı büyük nimetleri vardır. Burada verdikleri, orada vereceği o büyük nimetlerin çekirdekleridir. Dünya, ahiretin tarlasıdır. Burada tohum ve tarlasını veren Allah, inşâallah orada mahsulünü de lütfedecektir. Demek ki verilenler, ilk sebep ve mukaddimelerdir.