İçeriğe geç

Cimrilik bir tefritse, yok yere saçıp savurma da bir ifrattır. Bunların ikisi de ayrı birer dengesizliktir. Peygamber fetaneti, cömertliği dini i’lâda kullanır. O, rahmet ve yumuşak huylulukla kalblere girdiği gibi, Allah’ın kendisine ihsan ettiği imkanları kullanmak suretiyle de kalblere girmiş ve en açılmaz zannedilen kalbleri açmıştır.

Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem), bir taraftan elindeki-avucundaki her şeyi etrafındakilere dağıtırken diğer taraftan nice sıkıntılara göğüs geriyordu. Günlerce ağzına bir tek lokma koymadığı çok olurdu.50 Zaten hayatı boyunca, arpa ekmeğiyle dahi karnını doyurduğu vaki değildi.51 Aylar geçerdi de O’nun evinde bir çorba kaynatmak için ateş bile yanmazdı.52

Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: Bir gün Efendimiz’in yanına girdim, oturarak namaz kılıyordu. Namazını bitirdikten sonra, “Ya Resûlallah! Bir hastalığınız mı var ki namazı oturarak kılıyorsunuz?” diye sordum. Aldığım cevap cihanı ürpertecek mahiyetteydi: “Ya Ebâ Hüreyre! Günlerdir ağzıma götürecek bir şey bulamadım. Açlık takatımı kesti, ayakta duracak dermanım kalmadı, onun için namazımı oturarak kılıyorum.” Bunu duyunca ağlamaya başladım. Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) kendi durumunu unutmuş, bana teselli veriyordu: “Ağlama yâ Ebâ Hüreyre! Burada açlık çekene ahiret azabı isabet etmez.”53

48