Hem eğer cömertlik, Allah’a yaklaştıran bir huy ise, Allah Resûlü nasıl cömert olmazdı ki? O, Allah’a yakınlıkta Cibrîl’i bile geride bırakmıştı. Zaten bizzat kendisi de şöyle buyuruyordu:
“Cömert; Allah’a, Cennet’e ve insanlara yakın, Cehennem’e uzaktır. Cimri ise Allah’a, Cennet’e ve insanlara uzak, Cehennem’e yakındır.”47
Kitaplar, Cennet’teki Tûbâ ağacını, kökü yukarıda ve dalları aşağıda olarak resmederler. Hakikaten Tûbâ ağacı öyle midir, bilemiyoruz. Fakat Allah Resûlü, Cennet’ten bizim üzerimize sarkan işte böyle bir ‘seha’ (cömertlik) ağacıdır. O ağaca sığınan ve dallarına tutunan, bir üveyk olur Cennet’e uçar:
“Cömertlik bir ağaç gibidir; kökü Cennet’te, dalları ise dünyaya sarkmıştır. Her kim, cömertliği tabiatının bir yanı haline getirirse, er-geç o ağacın dallarından birine tutunur da Cennet’e yükselir.”48 hadisi bize bunu anlatmaktadır.
Zaten İslâm, cömertlik ve güzel ahlâk merkezlidir. İnsan cömertlik ve güzel ahlâkla zirveleri tutabilir. Resûl-i Ekrem (sallallâhu aleyhi ve sellem), يَا أَيُّهَا النَّاسُ إِنَّ اللّٰهَ قَدْ اِخْتَارَ لَكُمْ الْإِسْلَامَ دِينًا فَأَحْسِنُوا صُحْبَةَ الْإِسْلَامِ بِالسَّخَاءِ وَحُسْنِ الْخُلُقِ“Ey İnsanlar! Allah sizin için din olarak İslâm’ı seçti. Öyleyse siz de İslâm’la irtibatınızı, cömertlik ve güzel ahlâkla pekiştirin.”49 buyurmakla bu hakikate işaret etmektedir.