İçeriğe geç
9. Bölüm

1. İslâm’da İbadet

1. İSLÂM’DA İBADET

A. İbadet-Ubûdiyet

Allah’ın emirlerini yerine getirme, O’na kullukta bulunma ve kulluğunun şuurunda olma mânâlarına gelen ibadet ve ubûdiyet; bazılarına göre aynı mânâya hamledilmiş ise de, büyük çoğunluğun nokta-i nazarı, bu kelimelerin lafızları gibi mânâlarının da ayrı ayrı olduğu merkezindedir.

İbadet, “Cenâb-ı Hakk’ın emirlerini yerine getirip yaşama ve kulluk sorumluluklarını temsil etme mânâlarına gelmesine mukabil; ubûdiyet, kul olma ve kölelik şuuru içinde bulunma” şeklinde yorumlanmıştır. Zaten, ibadette bulunana “âbid”, ubûdiyette bulunana “abd” denmesi de açıkça bu farkı göstermektedir.

Hangi şekliyle olursa olsun kulluk, insanın şerefinin rengi ve ona bahşedilmiş en büyük pâyedir. Esasındaki sürekliliği itibarıyla onu aşan ve onun önüne geçen, fakat sürekli olmayan en büyük ilâhî pâyelere bile bir mânâda faikiyeti vardır.. faikiyeti vardır ki bizler teşehhüdde, “Eşhedü enne Muhammeden abdühü ve Resûlühü” derken bu sırra parmak basıyoruz. Evet, “Hz. Muhammed’in (sallallâhu aleyhi ve sellem), Allah’ın kulu ve Resûlü olduğuna şehadet ederim.” derken, öncelikle onun kulluğunu ifade ediyoruz. Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem), peygamberlik gelmeden evvel kul olduğu gibi, kulluğu, peygamberlik geldikten sonra da devam etmiştir. Ruhunun ufkuna yürümesiyle birlikte onun peygamberlik vazifesi sona erdi ama O, yine Allah’ın kuluydu.

109