Allah’a yapılan kullukta dengeli ve ölçülü olmak ve aynı zamanda O’nun tayin buyurduğu kıstaslara uygun hareket etmek elzem olduğu gibi, sahih bir niyet, ihlas ve gönlün yalnız O’na teveccüh etmesi de şarttır. Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem), رُبَّ صَائِمٍ لَيْسَ لَهُ مِنْ صِيَامِهِ إِلَّا الْجُوعُ وَرُبَّ قَائِمٍ لَيْسَ لَهُ مِنْ قِيَامِهِ إِلَّا السَّهَرُ“Nice oruç tutanlar vardır ki oruçlarından yanlarına kalan sadece açlık ve susuzluktur ve gecelerini ibadetle geçiren niceleri de vardır ki ibadetlerinden yanlarına kalan sadece uykusuzluktur.”188 buyurmuştur.
Evet, gönlün, sadece ve sadece O’na teveccüh etmesi gerekir. O düşünülmeden verilen zekât, zekât olmadığı gibi sadaka da sadaka değildir; bunlar sadece malın bir yerlere harcanmasından ibarettir. Keza O’nun maksud olmadığı emr-i bi’l-ma’ruf ve nehy-i ani’l münker görünümündeki aktiviteler, çoğu zaman diyalektik yapmak ve insanları demogoji ile ilzam etmeye çalışmaktan öteye bir şey ifade etmez. O’nun maksud olmadığı bir mücadele, gösteriş ve alayişten ibarettir; servet ve sâmânı heder etmektir. O hâlde ibadet sadece Allah için yapılmalıdır. Zaten ibadetten gözetilen asıl gaye de, Allah’ın rızasını kazanmaktır. Abd, sadece Mabud’una teveccüh etmeli ve kulluğunu sadece O’na has kılmalıdır.