Giriş
GİRİŞ
a. Birlikte Yaşama Zorunluluğu
İnsanlar yaratılış itibarıyla eşittirler. Bununla birlikte sosyal hayattaki konumları, çeşitli yönleriyle farklılık arz eder. Makamlar, mevkiler, meslekler farklı olduğu gibi, maddî imkânları açısından da insanlar birbirinden farklıdır. Bu bir yönüyle zaruridir. Çünkü fertlerin huzurlu bir toplum meydana getirebilmeleri ve bunu herhangi bir zorlama ile değil, tabii seyri içinde yapabilmeleri buna bağlıdır. Zira her bir insanın pek çok ihtiyacı vardır. Maddî ve bedenî ihtiyaçlarının yanında ruhî ihtiyaçları da vardır ki bu sonuncusu âdeta sınırsızdır. İlim, irfan ve terbiye gibi hususlar da bu tür ihtiyaçlara dâhildir. İşte Âdemoğlunun bütün bu ihtiyaçlarını kendi başına karşılaması imkânsız denecek ölçüde zordur. Hele günümüzde ihtiyaçlar daha da çeşitlenmiş ve artmış, buna bağlı olarak da giyimden gıdaya kadar pek çok alanda farklı farklı sektörler ortaya çıkmıştır. Bir insanın tek başına bütün bu sektörleri işletebilmesi mümkün değildir. Dolayısıyla hayatın normal akışının devam edebilmesi ve ihtiyaçların karşılanabilmesi için insanların birbirleriyle koordineli bir şekilde çalışmaları ve yardımlaşmaları şarttır. Aksi hâlde, şahsî ihtiyaçlarını karşılamak için bütün ömürlerini tüketseler bile, yine de istedikleri neticeye ulaşamazlar. İşte meseleye bu zaviyeden bakılacak olursa insanların ayrı ayrı istidat ve kabiliyette yaratılmasının hikmeti daha iyi anlaşılmış olacaktır.
Her insanın mükemmel bir kısım özellikleri olabileceği gibi eksik yönleri de olabilir. Mesela biri iyi bir terzidir fakat berberlikten hiç anlamaz. Bir başkası çiftçilikte oldukça mahirdir fakat kendi ürettiği ham mamulleri bile işleyecek beceriye sahip değildir. İşte insanlar bu eksik taraflarından ötürü başkalarıyla birlikte yaşamaya ve yardımlaşmaya mecburdurlar. Durum böyle olunca, sosyal farklılıklar da kendiliğinden ortaya çıkmaktadır.