İçeriğe geç

“Ey iman edenler! Kazandıklarınızın iyilerinden ve rızık olarak yerden size çıkardıklarımızdan hayra harcayın. Size verilse, gözünüzü yummadan alamayacağınız kötü malı, hayır diye vermeye kalkışmayın. Biliniz ki Allah ganidir (hiçbir şeye muhtaç değildir, hazineleri geniştir), her türlü kemal sıfatıyla muttasıftır..”9

Çalışma ve emeğin, servet üzerinde büyük bir tesiri vardır ve Kur’ân’ın ifadelerine göre emek öncelik kazanmaktadır. Rüşvet, faiz ve çeşitli ticarî spekülasyonlarda olduğu gibi gayrimeşru yollarla elde edilenlerden değil, alın teri dökülerek kazanılanlardan infak edilmesinin emredilmesinde de sa’yin hürmete layık olduğu vurgulanmaktadır ve dikkat edilirse Kur’ân, bunu servetten önce zikretmektedir. Bunun yanı sıra Necm sûresinde yer alan, وَأَنْ لَيْسَ لِلْإِنْسَانِ إِلَّا مَا سَعَى“İnsan için ancak sa’yinin karşılığı vardır.”10 âyeti de sa’yin önemini ifade etmektedir.

Kur’ân, her ne kadar yukarıdaki âyet-i kerimelerde emeğin önemine işaret etmiş olsa da, birçok yerde Allah’ın kulları için yaratmış olduğu nimet ve rızıkları zikretmiş ve nazarları mülkün esas sahibine çevirmiştir. Zira meselenin emek tarafına hasr-ı nazar edip tarihî maddecilik saplantısına kapılanların ileri sürdükleri bir kısım iddiaların aksine, insanların sa’yinden önce de emtia ilâhî stoklar hâlinde mevcuttu ve insanoğlu tarafından keşfedilmeyi bekliyordu.

Sa’y tek başına yeterli değildir. O, sermayeyi kullanmak için bir alettir. Esasında bunları birbirinden bağımsız düşünmek de mümkün değildir. Zira emek ve sermaye tek başına kaldıklarında biri kör, diğeri de topal olacaktır; birlikte ele alındıklarında ise sağlam bir içtimaî yapı meydana gelecektir.

f. Namaz ve Zekât

13