İçeriğe geç

İslâm, insanları ebedî âlemde mutlu etmenin yanında onların dünyalarını da imar edecek prensiplerle dolu ilâhî bir sistemdir. O, bir bütün olarak değerlendirilip ahkâmı eksiksiz şekilde hayata tatbik edildiğinde günümüz insanlarını meşgul eden pek çok problemin temelden çözüldüğü görülecektir. Nitekim tarihte buna şahitlik yapabilecek pek çok dönem olmuştur.

Şayet bugün İslâm dünyası olarak ferdî ve içtimaî konumumuz itibarıyla istediğimiz yerden ve olmamız gereken noktadan uzakta bulunuyorsak, öncelikle bunun sebebini kendimizde aramalıyız ki çözüm adına isabetli adımlar atabilelim. Aksi takdirde geri kalmanın, itibarsızlaşmanın ve üst üste birikmiş problemlerin altında ezilmenin sebeplerini dışarıda aramak ve atf-ı cürümlerde bulunmak çözüm adına herhangi bir fayda sağlamayacaktır.

İlâhî fermanında da belirttiği üzere Allah (celle celâluhu), herhangi bir topluluk kendi içinden dejenere olup bozulmadıkça, onların ikballerini (ilerleme) idbara (gerileme) çevirmez. Bu, O’nun, kullarına vermiş olduğu bir vaat ve teminattır:

إِنَّ اللّٰهَ لَا يُغَيِّرُ مَا بِقَوْمٍ حَتَّى يُغَيِّرُوا مَا بِأَنْفُسِهِمْ

“Bir toplum, kendi iç dünyası itibarıyla kendini değiştirmedikçe (ruhta ve mânâda deformasyona uğramadıkça) Allah onlara bahşettiği lütufları geri alarak o toplumu değiştirmez, onlara olan nimetini geri çekmez.”1

Öyleyse bizim, bugünkü geri kalmışlığımızın ve olmamız gereken seviyeye ulaşamayışımızın sebeplerini sadece dışarıda değil, aynı zamanda ve daha çok da kendi bünyemizde aramamız gerekir. Böyle davranmak, hastalığı yerinde ve doğru teşhis mânâsını taşıdığı için tedavinin seyri seri olacak ve kısa zamanda –Allah’ın izniyle– ferdî ve içtimaî hayatımızı tehdit eden problemlerden kurtulmuş olacağız. Bunun tek yolu da kaybettiğimiz değerlere yeniden yönelmek ve onları hayatımıza tekrar hâkim kılmaktır.

d. Mü’minin Dünyaya Bakışı

6