Birinci Bölüm Verme Ahlakı
1. BİR ERDEM OLARAK CÖMERTLİK
Cömertlik, her şeyden önce mü’minin bir şiarıdır. Mü’min, kardeşini kendi nefsine tercihte öyle bir noktayı yakalar ki, gerekirse canını bile vermeye hazır hâle gelir. Zira vermek, onun ahlâk ve karakteri hâline gelmiştir. O, vermek için imkânlarının genişlemesini beklemez; elindeki imkânlar nispetinde daima vermeyi fazilet kabul eder. Bu onun toplum içinde temayüz edip itibarının artmasına vesile olur ve aynı zamanda malında bereketle cömertliğin avantajlarını henüz dünyadayken yaşamaya başlar. Böylelikle kendi mal ve canını koruma altına alan bir mü’min, içtimaî huzurun artmasına da ciddi katkıda bulunmuş olur.
Vermeyle bu denli bütünleşen bir insan, neyi ne zaman vereceğini de çok iyi kestirmelidir. Zamanlamayı iyi yapmalı; ihtiyaç varken ve iş işten geçmeden vermeye özen göstermelidir. Aksi hâlde gün gelir, bu sevap kapısı, imkânı olduğu hâlde zamanında verme zevkini yaşayamayanların yüzüne kapanabilir.
Herkesten önce vererek başkalarının vermesine de vesile ve teşvikçi olmanın insana kazandıracakları da bir hayli fazladır. Onun içindir ki, vermede yarışa giren bir mü’min, ilk olmanın getireceği avantajları iyi bilir ve bunları kaçırmayı asla düşünmez. Verme şuurunu yakalayan bir insan, onun önüne çıkabilecek her türlü engeli aşmaya da kararlıdır.
İçtimaî hayatın saadeti olarak gördüğümüz cömertlik etrafında ana hatlarıyla zikretmeye çalıştığımız bu konuları, imkân nispetinde biraz açmak istiyoruz.
A. Mü’min Olmanın Şiarı
Cömertlik, Allah’ın Cevâd ismiyle rezonans olmanın ifadesidir. Bu açıdan o, mü’minin tabiatının bir yanı olmalıdır. Zira maddî-mânevî fedakârlıkta bulunma, yukarıda da ifade ettiğimiz gibi mü’minin şiarıdır. Böyle davrananlar için Allah (celle celâluhu), mükâfat olarak Cennet vaat etmektedir.