Biraz farklı değerlendirilebilirse de sadaka-i cariye olarak nitelendirilen hayır müesseselerinin durumu böyledir. Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem), insan ölse bile sevap defterini açık tutacak şeyleri saydığı bir hadisinde şöyle buyurur:
“İnsan öldüğü zaman ameli, şu üç şey dışında kesilir: Sadaka-i cariye, faydalı ilim ve kendisi için dua eden salih bir çocuk.”25
İlk olmanın ve sebebiyetin ayrı bir yeri vardır. Zira burada, daha sonra gelip aynı hareket ve fiili işleyenlerin sevaplarından devamlı bir istifade söz konusudur. “Bir hayra delalet edene (yol açan, yol gösterene) o hayrı işleyene verilen sevap kadar sevap verilir.”26 hadisi, sebebiyetin getireceği kazancın büyüklüğünü ortaya koymaktadır.
Resûl-i Ekrem’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) şu beyanları da bu hususta çok açıktır:
“Kim İslâm’da (Müslümanlıkta veya İslâm dini geldikten sonra) güzel bir çığır açarsa ona, hem yaptığının sevabı hem de ondan sonra bu fiili işleyenlerin sevabı verilir. Ancak onların sevabından hiçbir şey noksan olmaz. Her kim de İslâm’da kötü bir çığır açarsa, hem kendi günahı hem de kendisinden sonra o fiili işleyenlerin günahı, diğerlerinden hiçbir şey eksiltilmemek kaydıyla ona yazılır.”27
Bu hadisin sebeb-i vürudunu Cerîr İbn Abdullah el-Becelî (radıyallâhu anh) anlatıyor: