İçeriğe geç

Peygamberlikten önce İnsanlığın İftihar Tablosu (sallallâhu aleyhi ve sellem), cahilî toplumun cahilane yalpalarını gördükçe ruhu sıkılıyor ve bir inşirah arayışı içinde inzivaya çekilerek kendini yalnızlığın kollarına bırakıyor, Hira mağarasında Rabbiyle halvete vesileler arıyordu. Derken bir gün Cibrîl-i Emin, kıyamete kadar insanlığı aydınlatacak ışık hüzmeleriyle Hira’da beliriverdi. Risaletle müjdelediği Allah Resûlü’ne böylelikle ilk vahyi de getirmiş oluyordu.

Resûl-i Ekrem Efendimiz, ilk defa karşılaştığı bu farklı durumun dehşetiyle pür-heyecan evine geldi ve üzerine bir battaniye istedi. Hadisenin verdiği ürpertiyle tir tir titriyordu. Bu esnada Hazreti Hatice Validemiz’in âdeta hâzık bir hekim maharetiyle meseleye yaklaştığını müşahede ediyoruz. Efendimiz durumu kendisine anlatıp endişelerini ortaya koyunca, muhterem validemiz O’nu teskin ve teselli etti. O büyük kadın, önünde tarihin saygıyla eğilmesini netice verecek şu sözleriyle, aynı zamanda Allah’a olan itimadını da ortaya koyuyordu: “Allah’a yemin olsun ki, O, Seni hiçbir zaman yalnız bırakıp zayi etmez. Zira Sen, akrabalar arasındaki bağı gözetir, ihtiyacı olanın elinden tutar, yiyeceği olmayanı yedirir, giyeceği olmayanı giydirir, misafirleri en güzel şekliyle ağırlar ve darda kalmışlara, musibetzedelere yardım edersin.”42 İşte kadınlık âleminde İslâm’a ilk uyanan o mübarek validemizin fetaneti ve işte bir realitenin, bütün açıklığıyla ortaya konuşu!

Evet, insan, elindeki imkânlarla O’nun davasına sahip çıktığında Allah, onu yalnız bırakmayacak ve bin bir entrika ve tuzaklar arasında zayi olup gitmesine fırsat vermeyecektir.

40