1. Zekâtın Toplanması
1. ZEKÂTIN TOPLANMASI
Yukarıda da belirttiğimiz gibi zekâtın organizesinde, fertlerin zekâtlarını bizzat kendilerinin zekât mahallerine vermeleri ve devletin zekâtı mükelleflerden toplayarak ihtiyaç sahiplerine ulaştırması şeklinde iki ayrı uygulama söz konusudur. Birinci durumda, mü’minlerin mallarından çıkardıkları zekâtlar çoğu zaman, kuma düşen damlalar gibi uçup giderken, ikinci durumda, aynı havuzda birleşen küçük birikimlerle büyük işlerin yapılması mümkün olabildiği için biz bu ikinci uygulamayı çok önemli buluyor ve imkân oldukça bunun tercih edilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bunun için de konuları işlerken, toplama ve dağıtım işini devletin organizesi şeklinde ele alacağız. Şimdi zekât borcu verilirken/devlet tarafından toplanırken karşılaşılabilecek bazı durumları ele almaya çalışalım.
A. Ayrı Fonda Toplama
Zekât malı olarak toplanan para, mahsul ve emtianın, başka yollarla elde edilenlerle karıştırılmaması gerekir. Zira zekâtın sarf edileceği yerler, Kur’ân âyetiyle tespit edilmiştir ve aynı zamanda zekât alması haram olan kimseler bulunmaktadır. Sair gelirlerde böyle bir durum söz konusu olmadığı için aynı hassasiyete gerek olmayabilir. Ancak zekâtın ayrı bir hususiyeti vardır. Dolayısıyla zekâtın devletin organizesiyle toplanması durumunda böyle bir karışıklığa meydan vermemek için, zekât olarak toplanan malların ayrı bir fonda toplanıp dağıtımının yapılmasında zaruret vardır.
Bu noktada Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) hassasiyetini ortaya koyması bakımından Enes İbn Malik’in rivayet ettiği hadis bir hayli dikkat çekicidir. Hz. Enes şöyle diyor: “Bir gün Resûlullah’ı, zekât develerine işaret koyarken gördüm.”312
Hadisten anlaşıldığına göre, zekât olarak hazineye gelen mallar hassasiyetle tespit edilmekte ve diğer mallarla karışmasına engel olunmaktadır. Resûlullah’ın (sallallâhu aleyhi ve sellem) gösterdiği hassasiyeti göstermek de, her dönemde bu işe nezaret eden kimselere düşen bir vazifedir.