Evet, ecel gizlidir ve onun vaktini tayin, insan için müyesser değildir. Öyleyse insanın, her zaman ölüme hazır hâlde bulunması önemlidir. Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem), borçlu iken ölenin cenaze namazını kıldırmamış, ancak bir başka sahabinin o borcu üstlenmesi neticesinde kıldırabilmiştir.337 Aslında bu hâdisedeki borç, kul hakkına terettüp eden bir borçtu. Zekâtta ise, hem kul hem de Allah hakkı vardır.
Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem), hangi sadakanın sevabının daha büyük olduğunu soran bir sahabiye şöyle cevap vermiştir:
“Sıhhatin yerinde, mala karşı çok hırslı olup fakirlik endişesiyle yaşadığın ve zenginliği ümit ettiğin zaman verdiğin sadakadır. Sakın can boğaza geleceği âna kadar onu geciktirme. O zaman ‘Bu şunun, bu da şunun olsun.’ dersin (ama bunun herhangi bir faydası yoktur. Zira) zaten o, artık (senin değil) onlarındır.”338
Bir kudsi hadiste de Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), Allah’ın (celle celâluhu), insana hitaben şöyle dediğini nakletmektedir:
“Şimdiye kadar mal topladın, biriktirdin de kimseye bir şey vermedin. Tam can boğaza geldiğinde veriyorum diyorsun. Sadaka için iş işten geçmiş değil mi?”339
H. Alacakların Zekâtı
Bir kişinin birinde alacağı varsa, yani kendine ait malı var ama kendi elinde değil de başkasının elindeyse, iki durumdan biri karşımıza çıkar: