İçeriğe geç

Bundan hareketle diyebiliriz ki, nafile sadakanın gizli verilmesi, çoğu zaman daha faziletlidir. Allah’ın bilsin, yeter. Bu, tevhid düşüncesi adına da çok önemlidir. Zira Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem), buna dikkat çektiği bir yerde, اَلْبِرُّ لَا يَبْلَى وَالْإِثْمُ لَا يُنْسَى وَالدَّيَّانُ لَا يَمُوتُ فَكُنْ كَمَا شِئْتَ فَكَمَا تَدِينُ تُدَانُ“İyilik eskimez, günah unutulmaz, Deyyân (Herkesi hesaba çekip iyiliklere mükafat, kötülüklerin de cezasını verecek olan Allah) da ölmez; öyleyse istediğin gibi ol, nasıl yaşarsan öyle muamele görürsün, ne yaparsan karşılığını bulursun.”322 buyurmaktadır.

Öte yandan, yukarıda da belirttiğimiz gibi farz ibadetlerin açıktan eda edilmesinde bazı maslahatlar vardır. Böylelikle bunları hem başkalarına da hatırlatmış ve ibadetlere karşı umumi bir seferberlik havası oluşturmuş, hem de akıllara gelebilecek suizanlardan kurtulmuş, başkalarını da suizan etmekten kurtarmış olursunuz.

Bu teşvik mânâsı söz konusu olduğunda nafile ibadetler, hususiyle nafile sadakaların açıktan ifa edilmesi de daha faziletli olabilir. Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) hayat-ı seniyyelerinde bunun örneklerine de rastlamak mümkündür. O, Müslümanların himmetine başvurmak gerektiğinde herkesi infak etmeye çağırmış ve bunu açıktan yapmıştı ki, böyle bir atmosferde herkes elinden geleni vermeye koşuşmuştu. Hazreti Osman gibi zengin sahabiler servetlerini ortaya dökmüş, günlük geliri iki kilo hurma olan da bir kilosunu getirmek suretiyle örfaneye iştirak etmişti. Öte yanda hanım sahabiler de bu yarışta unutulmamış, Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) onların da himmetlerine müracaat etmişti. O annelerimiz de meseleye can u gönülden sahip çıkmış, Hazreti Bilal’in açtığı sergi, küpeler, bilezikler, yüzüklerle dolmuştu.

F. Malın İyisinden ve Helâlinden Verme

226