İçeriğe geç

B. Başka Cinsle Verme

Toplanacak zekâtın miktarı belli olduktan sonra, bu miktarın başka bir değerle verilmesi, Hanefî mezhebine göre caizdir. Yani örneğin, 40 koyunu olup da bunlardan birini zekât olarak çıkarması gereken biri, zekât olarak bu bir koyunu verebileceği gibi, bunun yerine onun kıymetince altın, gümüş, para, elbise ya da herhangi başka bir mal da verebilir.

Aslında bu hüküm, zekât miktarlarını bildiren bazı hadislerin muhtevasında da mevcuttur. Mesela beş devede bir koyunun verilmesi veya beş yaşında bir deve vermesi gereken bir insanın, bu elinde bulunmadığı takdirde dört yaşında bir deve ve buna ilaveten iki koyun veya yirmi dirhem vermekle mükellef tutulması, bunun zaten uygulandığını göstermektedir. Aynı şekilde Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem), hurmanın zekâtının üzüm ve üzümün zekâtının da hurma ile tahsil edilebileceğini bildirdiğine de şahit olmaktayız.313

Gerek yukarıda zikredilen hadislere, gerekse daha başka naslara dayanarak Hanefi mezhebi, zekâtın, mutlaka zekâta konu olan malın bizatihi kendisinden verilmesinin gerekmediğini beyanla, kıymet olarak yani başka çeşit malla da ödenebilirliğini kabul etmiştir. Bu noktada mal sahibi muhayyerdir: Zekâtını ister zekât düşen malından verir; isterse başka bir mal veya nakit olarak verir.

C. Zekât Kaçırmak İçin Hile Yapma

İnsan, ne yaparsa yapsın Allah’ın bilgisi dışına çıkamaz. Kur’ân’ın ifadesiyle, bir hardal tanesi olsa, bir kayanın içinde, göklerde veya yeryüzünde herhangi bir yerde de gizlense, yine ilm-i ilâhîden kaçamaz.314 O, insanın alenen yaptıklarını da derununda gizlediklerini de bilendir. Zira yaratıcı O’dur ve yarattığında mutlak tasarruf da yine O’na aittir.

221