İçeriğe geç
وَيُؤْثِرُونَ عَلَى أَنْفُسِهِمْ وَلَوْ كَانَ بِهِمْ خَصَاصَةٌ وَمَنْ يُوقَ شُحَّ نَفْسِهِ فَأُولَئِكَ هُمُ المُفْلِحُونَ

“Kendilerinin ihtiyacı olsa bile başkalarını kendilerine tercih eder, fedakârlık yaparlar. Kurtuluşa erenler, nefislerinin hırslarına, cimrilik duygularına karşı koyanlardır.”74 âyetinin sebeb-i nüzulü olarak bu hadise anlatılır.75

Aynı Ebû Talha’nın, لَنْ تَنَالُوا الْبِرَّ حَتَّى تُنْفِقُوا مِمَّا تُحِبُّونَ“Sevdiğiniz, gönül bağladığınız şeylerden infak etmedikçe Allah’ın rızasına nail olamazsınız.”76 âyeti inince, en sevdiği malı olan Beyruha isimli bahçesini vakfettiğini,77 Uhud’da Efendimiz’in, düşman oklarına maruz kalmaması için göğsünü siper ettiğini78 de hatırlayacak olursak, bir insanda vermenin, fedakârlığın, isarın, her zaman başkalarını kendine tercih etmenin nasıl fıtrat hâline gelebileceğine en güzel misallerden biriyle karşı karşıya olduğumuzu anlarız.

Niçin bu konu üzerinde hassasiyetle ve çok durdum? Çünkü bazı devirler vardır ki, bazı meseleler, diğerlerine nispetle daha çok ehemmiyet kazanır. Bir dönemde en mühim mesele hicrettir ve Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem), kendisine en hayırlı ve fazilet açısından en değerli ameller sorulduğunda hicret cevabını verir.79 Aynı sorunun cevabı, başka bir zaman, vaktinde kılınan namaz ve Allah yolunda cihad olurken bir başka vakit, sadık niyet olabilmektedir.80 Misaller çoğaltılabilir. Demek değişik dönem ve şartlarda bazı işler daha fazla ön plâna çıkmaktadır; her devrin bir vazifesi vardır.

61