Bunun üzerine Resûl-i Ekrem (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
– Size, sizi geçenlerin derecesine ulaştıracak, sizden sonrakileri de geçecek ve sadece sizin yaptığınızı yapanların ulaşabilecekleri bir şey öğreteyim mi?
– Evet yâ Resûlallah.
– Her namazın arkasından 33 defa “Sübhânallah”, 33 defa “Elhamdülillah” ve 33 defa da “Allahu Ekber” derseniz bunu elde edersiniz.
Aradan belli bir zaman geçince fakir muhacirler yine Resûlullah’a geldiler ve ‘Bizim yaptıklarımızı, mal-mülk sahibi zengin kardeşlerimiz de işitmiş, onlar da yapıyorlar.’ deyince Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem): ‘Bu, Allah’ın dilediğine verdiği bir fazlıdır.’ buyurdular.”67
Gerçi Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) başka bir hadisleriyle, onların bu endişelerini de dindirecekti. O’nun bu istikamette verdiği müjdeye göre, malı mülkü olmadığı hâlde, malını mülkünü Allah yolunda harcayanlara bakarak ve içinden gelerek, “Keşke benim de olsaydı da ben de falan gibi dağıtsaydım.” diyecek ufka ulaşanlar da, aynen diğerleri gibi sevap kazanacaklardı.68 Hâlis niyetin ölçüsü olması bakımından, elindeki 100 lirada 10 lirayı verebilenin, milyarda milyonları verebileceği kıyası önemli olsa gerektir.
Sahabenin genelinde aynı havanın hâkim olması yanında biz, sadece Hazreti Ebû Bekir ve Hazreti Ömer’in, ellerindeki imkânları Allah yolunda sarf etme yarışını anlatan meşhur hâdiseyi zikretmekle yetinelim. Hazreti Ömer (radıyallâhu anh) anlatıyor: