İçeriğe geç

Resûl-i Ekrem’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) insanları hiss-i semahata uyarması, onlarda yıldırım tesiri yapmış ve her biri birer cömertlik kahramanı kesilmişti. Hatta bir çoğu, kendisi aç kalma pahasına elinde ne varsa Resûlullah’ın önüne döküyor ve bununla, Cennet’e giden bir dala tutunmanın hazzını yaşıyordu.

Hazreti Enes İbn Malik’in annesi Ümmü Süleym ve onun kocası Ebû Talha, bu hususta örnek insanlardı ve bu aile tam bir “isar” kahramanı aile idi. Önlerine açılan hayır fırsatlarını fevt etmezlerdi. Onların hiss-i semahati ve fedakârlıklarıyla alakalı hadis kitaplarında, siyerde çok şey görürsünüz.

Yine bir gün, Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) huzuruna bir garip gelir, Allah Resûlü onun karnını doyurmak ister, hane-i saadetlerinde ikram edecek bir şey olup olmadığını sorduğunda, “Sudan başka bir şey olmadığı” cevabını alır. Tekrar mescide gelir ve, “Bu zatı bu gece ağırlayabilecek kim var?” diye sorar. Ebû Talha, alışık olduğumuz şekliyle hemen ortaya atılır ve “Ben ya Resûlallah!” diyerek konuğunu alıp evine götürür. Hanımı Ümmü Süleym’e gizliden, “Evde yiyecek bir şeyler var mı?” diye sorar. “Sadece çocuklara ayırdığım şey var.” cevabı üzerine şöyle der: “Yemeği hazırla, lambayı yak, çocukları da uyut. Yemeğe oturduğumuzda, lambada bir şey varmış da tamir ediyormuşsun gibi yap ve lambayı söndür. Misafir bizim de kendisiyle beraber yemek yediğimizi sansın da mahcup olmasın. Yemek sadece ona yeter.”

Plan aynen uygulanır, misafir ağırlanır, ev sahipliğinde kusur edilmez ve ertesi sabah Resûlullah’ın huzuruna varılır. Allah Resûlü’nün yüzü gülmektedir: “Bu gece ne yaptınız öyle!? Allah sizin yaptığınızdan çok hoşnut oldu!” buyurur.

60