İçeriğe geç
مَنْ أَدَّى زَكَاةَ مَالِهِ فَقَدْ أَدَّى الْحَقَّ الَّذِي عَلَيْهِ وَمَنْ زَادَ فَهُوَ أَفْضَلُ

“Zekâtını eda eden, üzerindeki hakkı eda etmiş demektir. (Farz olan miktardan) daha fazla vermek ise daha faziletlidir.”230

إِذَا أَدَّيْتَ زَكَاةَ مَالِكَ فَقَدْ أَذْهَبْتَ عَنْكَ شَرَّهُ

“Malının zekâtını eda ettiğinde, onun şerrini kendinden savmış olursun.”231

إِذَا أَدَّيْتَ زَكَاةَ مَالِكَ فَقَدْ قَضَيْتَ مَا عَلَيْكَ

“Malının zekâtını eda ettiğinde, üzerine düşeni yapmış olursun.”232

Hâsılı, malının zekâtını veren kimse, Hak katında malını kenz olmaktan kurtardığı gibi, böyle bir şahsa halk da mal yığan cimri insan nazarıyla bakmayacaktır. Zira o, Allah’ın kendisine verdiğinin hakkını vermiş, fakir ve yoksulu gözetmiş, böylece kendi üzerine düşeni yerine getirdiğinden dolayı da mesuliyetten kurtulmuştur.

i.Tûl-i Emeli İzale Eder

İnsan ebede namzet yaratılmıştır ve onda bulunan birçok duygu ebediyeti istemektedir. Ebediyetin ukba buudu kavranamadığında mesele dünyaya hasredilmekte, bunun neticesi olarak da dünyaya aşırı bağımlılık ortaya çıkmaktadır. Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem), insanın bu hâlini şu hadisleriyle çarpıcı bir şekilde ifade buyurur:

لَوْ أَنَّ لِابْنِ آدَمَ وَادِيًا مِنْ ذَهَبٍ أَحَبَّ أَنْ يَكُونَ لَهُ وَادِيَانِ وَلَنْ يَمْلَأَ فَاهُ إِلَّا التُّرَابُ وَيَتُوبُ اللّٰهُ عَلَى مَنْ تَاب

“Âdemoğlunun bir vadi dolusu altını olsa, iki vadi olmasını ister. Onun gözünü topraktan başka bir şey doldurmaz. Allah, tevbe edenlerin tevbesini kabul eder.”233

Bir başka hadislerinde Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle der:

يَكْبَرُ ابْنُ آدَمَ وَيَكْبَرُ مَعَهُ اثْنَانِ حُبُّ المَالِ وَطُولُ العُمُرِ

“Âdemoğlu büyüdükçe onunla birlikte iki özellik daha büyür: Mal mülk sevgisi ve tûl-i emel.”234

Bir başka hadis:

137