Bir ara Ebû Süfyan’ı karşımda buldum. Sırtı bana dönüktü. O anda içimden Allah Resûlü’nün bu amansız düşmanını öldürmek geçti… Tam elimi sadağıma atmış idim ki, Efendimiz’in “Sakın bir hâdiseye sebebiyet verme!” sözü aklıma geldi ve niyetimden vazgeçtim.
İş anlaşılmıştı. Kureyş, büyük bir bozgun içinde ric’ata hazırlanıyordu. Bu durumu Allah Resûlü’ne müjdelemek için hemen geriye döndüm. Yolda, atlarını belli bir istikamete doğru mahmuzlamış giden sarıklı süvariler gördüm. Hiçbirini de tanımıyordum. Bana “Sahibine selâm söyle, müşriklerin haklarından geldik!” dediler ve yanımdan geçip gittiler.
Allah Resûlü merakla beni bekliyordu. Durumu olduğu gibi aktardım. Beni bir battaniyeye sarıp ısıttılar. Zira soğuk iliklerime işlemişti. Hâlbuki bu tarafta hava yine gül gülistandı. İki Cihan Serveri getirdiğim habere çok sevindi. Hemen iki rekât şükür namazı kıldı. Melekler kâfirlerin altını üstüne getirmiş ve onları perişan etmişlerdi… Benimle selâm gönderen süvariler de onlardı…”150
Hz. Âişe Validemiz anlatıyor:
Hendek muharebesinden dönülmüştü. O esnada ben hücremde bulunuyordum. Dışarıda bir ses duydum. Allah Resûlü tam kapının önünde birisiyle konuşuyor ve eliyle karşısındaki şahsın üzerindeki tozu toprağı siliyordu. Muhatabı, Allah Resûlü’ne:
“Yâ Resûlallah, silâhınızı bıraktınız mı? Ama biz melekler topluluğu henüz silâhlarımızı bırakmadık. Allah (celle celâluhu) Sana, Kurayzaoğulları üzerine yürümeni emir buyuruyor.” dedi.151
Allah Resûlü içeriye girince sordum: “Yâ Resûlallah, kiminle konuşuyordun?”“Cibril’le.” buyurdu. “Rabbimin emrini tebliğe gelmişti…”
Sahabi öbek öbek Benî Kurayza’ya doğru giderken, yağız bir delikanlı görürler. O da atını mahmuzlamış ve Benî Kurayza’ya doğru gitmektedir. İpek kadifeden eyeri olan beyaz bir katırın üstündedir. Görenler onu ilk önce Dıhye’ye (radıyallâhu anh) benzetmiştir. Durumu Allah Resûlü’ne söylerler.
Dipnotlar
- 150 İbn Kesir, el-Bidâye ve’n-nihâye 4/115.
- 151 İbn Hişam, es-Sîratü’n-nebeviyye 3/244-245; İbn Kesir, el-Bidâye ve’n-nihâye 4/118-128.