İçeriğe geç

“Allah bir kulunu sevdi mi, Cibril’e ‘Ben filanı seviyorum, sen de sev!’ diye seslenir. Cibril de onu sever. Sonra sema ehline ‘Allah (celle celâluhu) filanı seviyor, siz de sevin!’ der. Sema ehli de bütünüyle onu sever. Ve bu kul için yeryüzünde kabul vaz’edilir. -Allahım, bizi onlardan kıl!-

Allah, bir kuluna da buğzetti mi, Cibril’e ‘Ben filana buğzettim, sen de buğzet!’ diye seslenir. Cibril de ona buğzeder. Sonra sema ehline ‘Allah filana buğzediyor, siz de buğzedin!’ der. Sonra da o kişi için yeryüzünde buğz (öfke ve nefret) vaz’edilir.”48-Allahım, bizi öyle olmaktan koru, muhafaza eyle!-

Bu hadis, inanan insanların, sevgi veya nefretlerinin kaynağına ve planlandığı yere dikkat çekiyor. Allah’ın sevdiği bir insana mü’minlerin kalbleri sevgi ve muhabbetle dolup taşar. Yine Allah’ın buğzettiği bir insana da mü’minlerin kalbinde sadece buğz ve nefret bulunur. Bu tablonun bize ilham ettiği ayrı bir ölçü daha vardır. O da şudur:

Bir kâfirin, din düşmanının mü’minden nefret etmesi, onu sevmemesi, Allah huzurunda o mü’min için lehte şehadet olacak ve bir avantaj sayılacaktır. Hasen derecedeki bir hadiste buna işaret vardır. Hadis-i şerifte “Allah’ı o kadar çok hatırlayın, o kadar çok anın ki, neticede size deli desinler.”49 buyrulmaktadır.

143