İçeriğe geç

Allah Resûlü, bir beşerin çıkabileceği en zirve noktaya tırmanırken, her geçtiği yerde oraya ait melekler topluluğunu kullukla bütünleşmiş bir vaziyette müşâhede etti. Kimisi rükûda, kimisi secdede ve kimisi kıyamda olan bu melekler, yaratıldıkları günden beri hep aynı ibadet şekliyle Rablerine arz-ı ubûdiyet ediyorlardı. Hepsi de haşyet içindeydiler.

Efendimiz nice merhaleler katetti. Nebilerin ruhlarıyla görüştü ve öyle bir noktaya ulaştı ki, o noktada mazi ve istikbal tek çizgide birleşiyordu. Hatta öyle bir yere geldiler ki orada Cibril’i de gerilerde bıraktı… Evet, O Ferîd-i Kevn ü Zaman, bundan öte seyahatine tek başına devam edecekti. İşte O’nun terakki ve mazhariyeti buydu. Ancak bütün bunlara rağmen Allah Resûlü, Cenâb-ı Hakk’ın huzuruna vardığı an, Cibril’in “Bir adım daha yaklaşırsam yanarım yâ Resûlallah!” dediği o hengâmede Cibril’in tedbir, temkin ve edebini görmüş ve beşerle onun arasındaki irfan farkını da çok iyi müşâhede etmiştir.19

Evet, meleklerin irfanı anlaşılmaz, idrak edilmez denecek kadar ileri seviyededir. Beşere gelince elbette onun da mazhariyetleri vardır. Ama o da bir yere kadardır. Allah (celle celâluhu) mülk erbabına işin bir yönünü, melekût erbabına da diğer bir yönünü lütfetmiştir. Beşerde ise her iki mânâ da vardır. Haddizatında o, bu iki mânânın kendisinde bulunmasıyla gerçek bir kıymet ifade etmektedir. Maddede boğulup kalan insan bu mânâyı kucaklayabilmekten çok uzak olsa bile, beşer arasından çıkan nice mânâ erleri, insana ait bu meziyeti hakkıyla temsil etmişlerdir ve edeceklerdir.

6. BAZI ÖZELLİKLERİ

Daha önce de ifade ettiğimiz gibi meleklerde cinsiyet yoktur. Kur’ân, meleklere dişilik isnadını, müşriklere ait bir söz olarak nakleder.

132