İçeriğe geç

Kur’ân, çeşitli vesilelerle bize bu türlü temessülleri haber verir. Meselâ, Hz. İbrahim’e melekler insan suretinde gelip misafir olmuşlardır. Kur’ân’da bu hâdise şöyle anlatılır:

“İbrahim’in ikram gören konuklarının haberi sana geldi mi? Bir zaman onun yanına girmişler ‘Selâm!’ demişlerdi. ‘Selâm, siz tanınmamış bir topluluksunuz.’ dedi (ve konuklarına yemek hazırlamak için) gizlice ailesinin yanına gitti, semiz bir buzağı getirdi. Onu önlerine yaklaştırdı, ‘Yemez misiniz?’ dedi. (Yemediklerini görünce) onlardan içine bir korku düştü. ‘Korkma!’ dediler ve ona ‘Bilge’ bir oğlu olacağını müjdelediler. Karısı (Sâre), çığlık içinde geldi. (Hayretten elini) yüzüne vurarak: ‘(Ben) kısır kocakarı(yım, benden nasıl çocuk olur?)’ dedi. Dediler ki: ‘Rabbin böyle dedi. O hüküm ve hikmet sahibi Alîm’dir.’”139

Aynı hâdise bir başka yerde şu şekilde anlatılır:

“Elçilerimiz İbrahim’e müjde getirdikleri zaman ‘Selâm!’ dediler. O da ‘Selâm!’ dedi; çok durmadan, hemen kızarmış bir buzağı getirdi. Ellerinin buzağıya uzanmadığını görünce durumlarını beğenmedi ve onlardan ötürü içine bir korku düştü. ‘Korkma, dediler, biz Lut kavmine gönderildik.’ Ayakta durmakta olan karısı güldü. Biz de ona İshak’ı müjdeledik. İshak’ın ardından da (torun) Yakub’u. (İbrahim’in karısı); ‘Vay, dedi, ben bir kocakarı, bu koca da bir pîr iken doğuracak mıyım? Bu, cidden şaşılacak bir şey!’ (Elçi melekler) dediler ki: ‘Allah’ın işine mi şaşıyorsunuz? Allah’ın rahmeti ve bereketleri sizin üzerinizde ey ev halkı! O, övülmeye lâyıktır. İyiliği boldur.’”140

Hâdisenin devamını Kur’ân bize şöyle anlatır:

199