İçeriğe geç

“Her insanın amel kuşunu (defterini) boynuna yaftaladık. Kıyamet günü onun için, açılmış olarak bulacağı bir kitap çıkarırız. ‘Kitabını oku, bugün nefsin sana hesapçı olarak yeter!’ (deriz.)”104

Yani, oku kitabını ve hükmünü ver. Davranışlarında sen nasıl bir hayat nescettin? Nasıl bir hayat şeridi meydana getirdin? Verilen rolü nasıl oynadın? İşte al kitabını ve bütün bunları kendi kitabında gör!

Kitap nedir? Neşir keyfiyeti nasıldır? Ameller o kitaba nasıl yazılmıştır? Bu kitap nasıl okunacaktır? O kitabı yazan kalem nasıl bir kalemdir? Ve yazılar nasıl bir mürekkeple yazılmaktadır?

Bütün bunlar hiç önemli değildir. Önemli olan, vak’anın bizzat kendisidir. Ortaya bir kitap konacaktır. Bu kitapta, bizim bütün bir hayat serüvenimiz bulunacaktır. Duyulduğunda bizi memnun ve mesrur edecek haberlerle bizi mahcup edecek haberler, iç içe bize takdim edilen bu kitapta hepsi mevcuttur.

“İşledikleri her şey kitaplarda mevcuttur. Küçük büyük hepsi satır satır (o kitapta) yazılmıştır.”105 âyetleri de bu hakikati ihtar etmektedir.

Herkes işlediğini, zerre zerre ahirette görecektir. Kur’ân “Artık kim zerre ağırlığınca hayır yapmışsa onu görür. Ve kim zerre ağırlığınca şer yapmışsa onu görür.”106 demektedir.

Ve o gün bazıları defterini sağdan alıp sevinir; bazıları da soldan alır üzülür. Kur’ân ahirete ait bu tasa ve sevinç tablosunu bize şöyle anlatır:

“Kitabı sağından verilen: ‘Alın, kitabımı okuyun!’ der. ‘Ben hesabımla karşılaşacağımı sezmiştim (bilmiştim) zaten.’ Artık o memnun edici bir hayat içindedir. Yüksek bir bahçede. Ki devşirmesi kolay (meyvelere yakın). ‘Geçmiş günlerde yaptığınız işlerden ötürü afiyetle yiyin, için!’ Kitabı sol tarafından verilen ise der ki: ‘Keşke bana kitabım verilmeseydi!’”107

173